Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 39/159 · üyeye göre sıralı
mesedek
Kalın direk, mertek.
yenik (I)
Zimmet, açık.
yensemek
Aşağılamak, ezmek, yenmek.
kündiye
Gündeye, gündelik: Kündiye elbise ile misafir yanına çıkılmaz.
yeşilkuşak
Alkım, gökkuşağı.
ana halı
Kadınlarda aybaşı, âdet, kirlenme.
mimis
Sivilce.
herke (I)
Bakraç, kova.
yendir etmek
Alçak gönüllülük göstermek.
yüz tutamağı (I)
Bir yardıma karşılık teşekkür için verilen armağan.
cibik (I)
Köşe.
becen (I)
Tavşan yavrusu.
alkaç
Almak üzere kaçırılan kız.
cırnaz (I)
Cılız.
kişniş (II)
Yaban maydanozu.
habbab
Nalın.
dişece
Tırnağın kenarındaki etler.
galgımak
Zıplamak, hoplamak.
dıravuzlamak
Kapıyı sürmelemek.
kıstırgaç (III)
Yengeç.
gudde
Kurnaz, akıllı.
cığıştı
Ot veya çalı arasında gezerken çıkan ses, hışırtı.
güğüldemek
Çocuk konuşmaya başlamak, konuşur gibi yapmak.
gözgere (I)
Ocakların ve büyük dolapların iki yanındaki küçük hücrecikler.
kısdırgaç (II)
Kulağa kaçan bir böcek.
abılobut (III)
Geveze, çenesi düşük, abuk sabuk konuşan.
demirselik
Sapanda sapan demirinin takıldığı yer.
kuçu kuçu
Köpek çağırma ünlemi.
topaç (II)
Yumruk büyüklüğünde kuru toprak parçası, kesek.
yağlı ballı olmak
Çok yakın dost olmak, aralarından su sızmamak.
göğnüksü
Yanık kokusu.
göbet (III)
Orman ya da çalılık kesilerek açılan tarla.
keben
Taşlık, kayalık yerden geçen dar yol, geçit.
gönen etmek
Tarlayı sulamak.
frahti
Tarla ya da bahçe çevresine yapılan çit.
şişik (I)
Kabarık, şiş.
girabolu (I)
Frenküzümü.
sürtme
Kibrit.
sünek (I)
Esnek nesne: Bu direk biraz sünek.
kargalak
Deniz ve ırmağın kıyıya attığı odun ve tahta parçaları.
şakırdak (II)
Değirmentaşı üstüne konulan tabta.
gırnap (I)
İnce sicim.
sursal
Zambak.
buturak (I)
Ekinler içinde biten, yapışkan dikenli bir ot.
fırtıkmak
Kol, bacak ya da bir eklem bükülüp incinmek, burkulmak, çıkmak.
çite (I)
Çorap şişi.
semremek
Büyümek, beslenmek, gelişmek.
çit (II)
Sebze bahçesi.
çiskin
Sisli ve yağmurlu hava.
kampoz
Yumruk: Başına bir kampoz vurdum, gözleri çıktı.
çirpimek
Sıçramak
çirgimek
Bıkmak, tiksinmek, soğumak.
gırıdak
Kendini beğenen, çalımlı
çilemek (II)
Saçmak, serpmek, ekmek.
ilbade
Hırka, ceket.
isdi (I)
Sıcak, kaynar.
emedeni (I)
Ansızın, birdenbire.
emir (I)
Gökkuşağı.
boğurdak (I)
Gırtlak.
gılavlamak
Balta, bıçak vb. kesici aletleri bilemek,