Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 52/159 · üyeye göre sıralı
dadangın
Alışkın.
çözlemek (II)
Eti közde pişirmek.
tıka (III)
Kaydırak oyununda nişan alınmak için dikilen şey.
hotulamak
Cekememek, kötü davranışlarda bulunmak, geçimsizlik etmek.
ahıra yatırmak
Daldırma yapmak, bağ çubuğunu gövdeden ayırmadan toprağın içine batırıp, biraz ileriden çıkarmak.
çöreh
Çörek.
tırık tırık
Çok eski.
tırtaş
Zayıf, cılız: Tırtaş çocuk.
çölaçöş
Pancar hoşafı.
çökük
Tortu.
gün anasına kavuşmak
Güneş batmak.
çortuti
Şalgam turşusu.
toktur
Doktor.
tontoroş
Tombul, sevimli, güzel
seyirdim (III)
Koşma süresi, koşum.
çivizik
Sivilce.
çineya
Kuş ve kümes hayvanlarının gübresi.
hotat
Baharda söğüt ağacının kabuğu soyularak yapılan, kalın sesli düdük.
tüfaye
Elma ve armut kompostosu.
çiğlez
Yakışıklı.
yedene almak
] Hayvanın yularından tutarak yürümek. (
ufârek
Ufakça, az ufak.
sıkgu
Sıkıştırma aygıtı, pres.
yılankavu
] Yılankavi. (
çıhıh
Çıkık.
sındırmak (II)
Sindirmek, hazmetmek. ] s
üngüre
Orası, ora.
çevirtme (II)
Topaç: Anne şu oğlana baksana benim çevirtmemi aldı da kaçıyor.
hopsar (I)
Yemek pişirilen çömlek.
varaşatlı
Anlayışlı, akıllı.
çetnevir
Misafirlere sunulan kuru yemiş.
çetişçe
Çizilerek yapılan yeşil zeytin salamurası.
vidilik
Ufacık.
okumak
] Düğüne çağırmak. (
çerelmek (I)
Kızgınlıkla gözlerini fazla açıp bakmak.
harlek (I)
Ses çıkararak nefes alan
uğrunu kesmek
] Yolda giden kimsenin önünü kapatmak ya da önünden geçmek. (
çamış
Huysuz, hırçın.
depiye
Salak, aptal.
sıtara (II)
Cibinlik.
harana
] Tencere (
sıvazlamak
[->sığazlamak -1]
deyom
Diyorum: Hasan·a deyom deyom de hiç duymuyor.
buzgırak
Don, donmuş su.
darelâmet
Pek çabuk, çok acele.
bulağaç
Bulama yapımında karıştırma işini yapan araç.
sivilci
] Sivilce. (
irinti (I)
] Samanın kalbur üstünde kalan izleri. (
işgir
] Becerikli. (
kıldır kıldır (I)
Kıvrak kıvrak, salına salına
tetevülemek (I)
Korkmak, ürkmek, şaşırmak, fenalaşmak: Ali mahkemede tete-vüledi.
çukur (I)
Yeşil ve taze iken yenen salatası yapılan ot, hindiba.
sohra
] Ücretsiz yapılan iş, angarya: Elimiz sokradan kurtulmiyerki kendi işimizi görahm. (
babışcı
Büyü.
hübbük (I)
Başı sorguçlu, sivri gagalı, güvercinden küçük bir çeşit kuş, çavuşkuşu.
hamuçara
Çilek.
sumsak
] Yumruk. (
sumsalamak
] Yumruklamak. (
susığırı
Manda.
gasbe
Bilerek, isteyerek, mahsus: Gasbe olarak söyledim.