Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 77/159 · üyeye göre sıralı
bebirlenmek (II)
Böbürlenmek, gururlanmak.
gökbaş (II)
işe yaramaz, kötü: Sere ne gökbaşlısın ya.
aşıhlama
Saz şairlerinin, âşıkların sazları refakatinde söyledikleri türkü: Emrah·ın aşıh-lamasından bir iki tane söyle!
nehas
Neden, ne nedenle.
nivik
Ekşi katılarak yaprağından yemek yapılan bir çeşit yabanıl bitki, domuzlahanası.
bebbe, bebbe
Leblebi veya nohut, dan, bakla gibi kavrulup yenilen şeyler.
civarna
Rüzgârla karışık yağmur.
mosmoruş
Konuşma, gizli konuşma, anlaşma.
alanyazı
Göz alabildiğine geniş düzlük, ova: Alanyazıda tek başına kalmış.
muştucu
Girdiği evlere sevindirici haber getirdiğine inanılan, kelebeğe benzer kahverengi bir böcek.
dınmamak
Aldırış etmemek, değer vermemek, tınmamak.
meti
Fıçı.
mezdeği
Kozalaklarından sakız çıkarılan ladin ağacı.
göbele (II)
Uzun müddet sürülmemiş tarla.
minaz
Temel, temel taşı.
girge (I)
Büyük kazan.
giyle
Karda batmadan yürümeyi sağlayan ortası iple kafes şeklinde örülü, ağaç çerçeveli bir çeşit ayakkabı.
bayaz (II)
Beyaz, ak.
cindal (II)
Ağacın en yüksek ve ince dalı.
mazrık
Marsık.
ağaranlık
Koyun, keçi gibi süt veren hayvan.
meğirsemek
insan ya da hayvan, yavrusuna sevgi ve sevecenlikle davranmak.
batlangıç
Çocukların a-ğaçtan, mürver ağacından yaptıkları tabanca.
dıhıs
Üstüne basılmış sert toprak: Dıhıs toprağa bel hiç geçmez.
mas mas (I)
Pis pis
mehlemek (I)
Emeklemek.
cimcim (III)
Çocukların ellerini üstüste koyarak oynadıkları bir çeşit oyun.
baştarda
Meşru olmayan çocuk, piç.
kürük (III)
Kar küremeye yarayan tahta kürek.
lök lök
Hayvanların hopla-ya hoplaya, sıçraya sıçraya gitmesi için.
alafdar
Her çeşit hububat satıcısı, zahireci.
gıvışdamak
Hareket etmek, kımıldamak.
dınaza almak
Alay etmek.
gilve
Raf.
cihar
Vücut ağrılarını geçirmekte kullanılan, beze sürülmüş kara sakız.
gönen almak
Bol yağmur nedeniyle toprak doyarak bir yıl verimli olacak duruma gelmek.
mele (I)
Duvarcı aracı, mala.
şişirmek (II)
Öğmek, değerinden çok yüceltmek.
devlik (I)
Hazırlık: Yayla için devlik yapıyorum.
alafalak (I)
Palamut ve çokça mısır yiyen alacalı bir çeşit kuş.
gıcarmak
Oyun bozanlık etmek, mızıkçılık etmek.
gıkgili
Ağacın en yüksek yeri: Ayhan a-ğacın ta gıkgilisine çıktı.
gezyarma
İki üç yaşına kadar kısır kalan keçi, koyun.
cız tutmak
Sığır, böğelek sineğinin ısırmasıyla kuyruğunu kaldırıp kaçmak.
kümülmek
Çentilmek, aşınmak, kütleşmek, körlenmek.
dıbış dıbış
Tıpış tıpış, ufak adımlarla, yavaş yavaş yürüyüş
gezengevi
Kudret helvası.
küldürküme
Hep birden, toplu olarak.
gerevi
Meyveleri çekmeye yarayan ucu çatal sırık.
kurümek
Kürekle atıp temizlemek, küremek, süpürmek, sıyırmak: Güneş yükselmeden damların karını bi kürün.
cıscıvık
Çok cıvık.
gerdengeçlik
Geçilemeyecek kadar sık çalılık.
gengel (I)
İlkbaharda yetişen bir ya da iki metre boyunda olan, gövde özü yenilen, dikenli bir çeşit bitki, deve dikeni, eşek dikeni.
gemirmek
Kemirmek, dişlemek.
genegerçek
Beziryağı çıkarılan bir çeşit bitki.
akça kesme
Dağlarda yetişen ve keçiler tarafından yenilen çalı.
kurtlingi
Bir çeşit at yürüyüşü.
küngeci
Çöpçü: Küngeci, küngeyi aldı mı?
gelinci (II)
Gelini babasının evinden almaya gelen düğün alayı.
cırcıvık
Çok sulu.