Maddebaşı değil ama tanım metni içinde geçiyor.
- behre (I) (anlam 1)
Dokuma işçilik ücreti, ücret
- ağrınmak (anlam 2)
şeyden incinerek sızlanmak, yakınmak: Ağa! Hasan'ın ücretini az vermişsin bana ağrınıverdi
- aktı (anlam 1)
Götürü iş için verilen ücret, el emeği
- ayah teri (anlam 1)
parası, ayak ücreti
- ayak teri (anlam 1)
Yolluk, harcırah, yorgunluk bedeli alman ücret, bahşiş
- arılık (II) (anlam 1)
hastalığı ilaç veya okuyup üfleyerek geçirmeye çalışan kimseye verilen ücret, bahşiş: Sen siğillerini saydırdın ama, arılık verdin mi? Vermedinse elindeki siğiller kaybolmaz
- bacakçı (anlam 1)
Geçimini, hayvan alım satımında, hayvan başına aldığı ücretle temin eden kimse
- bedel (I) (anlam 1)
Uşak, hizmetçi, çoban (bir ücret karşılığı çalışan
- bek (II) (anlam 9)
Bekçilik ücreti
- cereye vermek (anlam 1)
Tarlayı, ekilen tohum kadar ücretle kiraya vermek: Benim tarlayı Ahmet'e cereye verdim
- kesene kesmek (anlam 1)
sahiplerinin vereceği bekçi ücretini kararlaştırmak: Yarın bağların kesenesi kesilecek
- kırmacalık (anlam 1)
Öğütme ücreti : O değirmen kilede kırmacalık kaç lira alıyor
- çobancalık (anlam 2)
Çobanın yıllık ücretinden başka, çoban için ekilen buğday
- değirmen tozu (anlam 1)
Tahılı un yapmak için alınan ücret: Değirmen tozunu vermeden geçme
- deremet (IV) (anlam 2)
Hayvanları sağma ücreti yerine verilen süt, yağ, peynir: Deremetimi verirsen ineklerini sağarım
- güçlük (I) (anlam 1)
Ücret, bedel: Güçlük işe göre verilir
- güdek parası (anlam 1)
Çoban ücreti
- güdü parası (anlam 1)
Çoban ücreti
- günnük (V) (anlam 1)
Ücret, yevmiye
- kara akça (anlam 1)
Köylerde muhtara verilen yıllık ücret