Maddebaşı değil ama tanım metni içinde geçiyor.
- acımuk (I) (anlam 6)
Kırlardaki yabani meyva fidanları
- azzan (anlam 1)
Gül fidanına benzer dikenli bir çalı
- baba (I) (anlam 3)
Meyve fidanlarına destek için konulan ağaç direk
- çövür (anlam 4)
Bağ veya dut fidanlarının köklüleri
- oyumlamak (anlam 1)
Köklenmek : Yeni dikilen fidanlar oyumlamaya başlamış
- dırı (I) (anlam 1)
Gül fidanına benzeyen dikenli bir çalı
- dimdiklemek (II) (anlam 1)
Herhangi bir şeyi dimdik dikmek: Fidanları dimdikledik
- dorukluk (I) (anlam 1)
Genellikle çam, köknar, ardıç fidanlarından meydana gelen orman, fidanlık
- erinti (I) (anlam 1)
Ağaç fidanlarının ya da yeni bitmek üzere olan bitkilerin kurumaya yüz tutması
- gevrek (I) (anlam 1)
Elli, ellibeş santimetre boyundaki tütün fidanları
- gulgaz (anlam 1)
Ayrıca bir yere ekilen portakal ve turunç fidanlarının bir yıllık durumu
- hülü (III) (anlam 1)
fidanlarının ekildiği çukur
- köklemek (I) (anlam 2)
Bağ çubuklarını ya da fidanları köklendirip dikmek
- kuşkondu (anlam 1)
Çam fidanının en sivri uç dalı: Bir kuşkondu kestim, kıyılıpta kesilecek gibi değilmiş
- murabıt (anlam 1)
Danaburnu böceği : Bu sene diktiğim sebze fidanlarını murabıt bırakmadı
- selermek (anlam 1)
Büyümek, gelişmek, yetişmek : Senin fidanlar selermiş
- tırka (III) (anlam 1)
Sıra, dizi : Fidanları dikerken tırkalı olmasına bakınız
- uğur (II) (anlam 1)
Çizgi, hiza: Fidanları bir uğura
- yoymak (II) (anlam 3)
Yerine uymamak, tutmamak: Dikilen fidanlar yoydu
- zek (I) (anlam 1)
Tarlada ekin, fide, fidanlar arasında yetişen zararlı