Maddebaşı değil ama tanım metni içinde geçiyor.
- ağnak (I) (anlam 6)
Balık ların yumurtalarını bırakmak üze re, suyun dibinde sürtünerek mey dana getirdikleri çukurlar
- akım çatağı (anlam 1)
Küçük sellerin birleşerek büyük bir sel meydana getirdikleri
- aksoymuk (anlam 1)
Dalgaların denizde meydana getirdiği beyazlık
- alarga, alarğa (I) (anlam 5)
Delikanlıların oyun oynamak veya eğlence yapmak için meydana getirdikleri halka, daire: A tın şunu alargadan dışarı
- alık (V) (anlam 1)
Akarsuların, sellerin sürükleyip getirdiği tahta, odun, çalı çırpı
- aş gatmak (anlam 1)
Herkesin kendisi için getirdiği yemeği bir araya toplıyarak hep birlikte yemek
- bandak (II) (anlam 1)
Dağlardan inen suların dağ eteğinde meydana getirdiği bataklık
- basılma (anlam 1)
başka yeni doğmuş çocuğun evine gidilirse, gidilen evin çocuğunda gerileme meydana getirdiğine inanılan hastalık
- bésevü (anlam 1)
buharının, havanın soğumasıyla dallar üzerinde meydana getirdiği kar tanecikleri
- beşik (I) (anlam 1)
araya gelmiş ot ve ekin demetlerinin meydana getirdiği büyük yığın
- bölük (II) (anlam 1)
Oyunlarda, garsonun getirdiği çay, kahve, şeker
- cöbreti (anlam 1)
Irmak ve derelerin getirdiği birikinti
- çapak (V) (anlam 2)
Selin getirdiği çör-çöp
- çart (anlam 1)
Suların getirdiği çörçöp
- çaul (anlam 1)
Büyük kar ve buz kütlelerinin, sürükleyip getirdiği taş yığını
- çırazan (anlam 1)
Düden, yer altına akan suların oyup meydana getirdiği derin kuyu
- dilme (III) (anlam 2)
Küçük derelerin getirdiği kum, çakıl gibi şeylerden meydana gelen toprak yığını
- döküntü ova (anlam 1)
Yağmur sularının dağlardan getirdiği topraklarla dolan göl ve deniz parçaları
- dülük (anlam 1)
Dere ve çay kenarlarında suların meydana getirdiği derin yarıklar
- dürüm (III) (anlam 1)
Temizlenmiş ve taranmış yirmi-otuz pamuk, yün yumağının meydana getirdiği yığın