Maddebaşı değil ama tanım metni içinde geçiyor.
- ağız dadı (I) (anlam 2)
Bayramlarda nişanlının, oğlan tarafına gönderdiği giyecek ve yi yecek
- alık (I) (anlam 7)
Giyecek eşya, çamaşır, giysi, elbise
- beden (II) (anlam 1)
Kışın elbise altına giyilen bir çeşit giyecek, içlik
- bozlak (VI) (anlam 1)
yünden örme giyecek, kısa kollu hırka
- cıba (IX) (anlam 1)
Süslü çocuk giyeceği
- çelgetir (anlam 1)
Bazı yerleri eskimiş, yırtılmış giyecek
- dalgaçlamak (I) (anlam 1)
Giyecek ve yiyecekleri yıkayıp temizledikten sonra, son defa çalkalamak
- dipcik (III) (anlam 1)
Yemeni, çarık gibi giyeceklerin ökçesiz tabanı
- dirlik (III) (anlam 1)
ailenin yıllık, yiyecek içecek ve giyeceği
- eter (II) (anlam 1)
Kullanılmış giyecek eşyası, kirli çamaşır
- eyin (II) (anlam 1)
Üst baş, giyecek, elbise
- havını almak (anlam 1)
Bazı yeni giyecek eşyalar, kullanılmadan evvel yıkanmak
- kupa (II) (anlam 1)
Katlanmamış, dürülme-miş giyecek için): Elbiseler kupa duruyor
- marıllanmak (anlam 1)
Giyecek pot yapmak, potluk nedeniyle kırışmak
- megerek (anlam 1)
Yiyecek, giyecek şeyler
- mıtel (anlam 1)
Eskimiş yatak, yaygı, giyecek için
- öbrümek (II) (anlam 1)
Çok eskimek giyecek için
- palaz (X) (anlam 4)
Çok eski, yırtık pırtık, yamalı giyecek
- pambıklanmak (II) (anlam 1)
Giyecekler yıpranıp tiftiklenmek
- panti (II) (anlam 1)
Eski giyecek