Maddebaşı değil ama tanım metni içinde geçiyor.
- hoğuz (anlam 1)
meyve, olgunlaşmadan kuruyarak yere düşen meyve
- gemrik (II) (anlam 1)
Kemirilip bırakılan meyve vb. artıkları: Biçare fakir çocuk sokağa atılmış meyve gemriklerini gemirip duruyor
- kozak (II) (anlam 1)
meyve, olmamış meyve
- bükmece (II) (anlam 1)
Kaysı, erik gibi meyvelerin içine badem, fıstık konularak ve bükülerek yapılan meyve kuruSU
- hişir (anlam 1)
Çürüyen, işe yaramayan meyve, sebze: Bu sene çok meyve oldu ki hep hişir oldu
- çakıla galmak (anlam 1)
Meyve çok bol olmak: Bu yıl meyveler çakıla galdı
- daylı artığı (anlam 1)
Dertli, yamrı yumru, hastalık geçirdiği için olgunlaştığı vakit bile işe yaramayan meyve: Geçen yıl meyvelerin çoğu daylı artığıydı
- kelçük (anlam 1)
Meyve artığı, meyvenin yenmeyen çekirdekli kısmı
- düdek (anlam 1)
Ağaçların, çiçeklerini döktükten sonra meydana çıkan küçük meyveleri, ham meyve
- tuta (anlam 2)
meyve toplama işi ya da el ile toplanmış meyve : Bu elmalar tuta mıdır
- korava (anlam 1)
Ekşi meyvelerden yapılan marmelât, meyve ezmesi
- gerz (III) (anlam 1)
Bakımsız, meyve vermeyen ağaç
- kızılcık (IV) (anlam 1)
Kırmızı renkli, nohut iriliğinde tek çekirdekli dikenli bir meyve, yaban elması: Kızılcık üze- rine elma aşıladım
- pörtlemek (anlam 2)
Meyve kabuğu, deri yarılıp içi dışarıya doğru çıkmak : Dolamalı parmağım pörtledi
- abraştırmak (anlam 1)
Paylaştırmak, üleştirmek: Şu meyveleri çocuklara abraştır
- ak yağmur (anlam 1)
Dolu: Ak yağmur meyveleri ve ekinleri batırdı
- babilo (anlam 1)
Meyve kurutmak için yapılan döner sele veya taht
- baba (I) (anlam 3)
Meyve fidanlarına destek için konulan ağaç direk
- alaca güneş (anlam 1)
Güneşin ağaç yaprakları arasından süzülmesiyle yarı aydınlanan yer: Alaca güneşte kuruyan meyvenin rengi açık olur
- balkık (anlam 1)
Kavun, karpuz, kabak gibi meyve ve bitkilerin çürüğü