Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 107/159 · üyeye göre sıralı
lehle
Zayıf, cılız
lodol
Hayvanı dürtmek için kullanılan demir çivili değnek, nodul.
layış
Tencereden büyük kazan.
hüşküre
Rende.
lapor
Rapor.
balçak (II)
Balçık: Kış günü oldumu şu sokakların balçağından geçilmiyor.
laşgalanmak
Laçka olmak.
leğançe
Küçük leğen.
hüs
Söğüt dalından yapılan düdük.
mızk
Gönül, can.
hürye
Deriden yapılmış yiyecek çantası, dağarcık.
debek dübek
Düşe kalka, sendeleyerek
deâ
Şaşma ünlemi.
hüllüdede
Yürek.
hülle (II)
Sazdan yapılan, kulübe.
balçebiç
Bir yaşındaki kısır keçi.
dayra (II)
Daire.
cancana (I)
Yakın, yan-yana.
dayni
Dayı.
canayaklı
Aceleci.
balamır
Kapıların üzerindeki ağaçlarla kerpiç ve taşların arasındaki delik: Evlerde balamır-lara zorlu çabut sokarlar.
huruş
Fırında kurutulmuş meyve.
kartana (II)
Büyükanne, nine.
hunnacı
Gebe.
huna (I)
Şuna, buna.
hullik
Yaylada geçici olarak yapılan kulübe.
kaser (II)
Hatır, gönül.
dayak vurmak
Destek yapmak: Kapının dayağını vurdunmu?
hubi
Civcivleri yiyen bir çeşit kuş.
laklak çalmak
Dedikodu etmek.
lamba
Su tenekesi.
lampar
İri, kaba saba
höşmek (I)
Deve yavrusu.
diştir (II)
Halı ve kilim dokunurken ipleri sıkıştırmak için kullanılan bir aygıt.
davar doluk
Davar ma-var, irili ufaklı bütün davarlar: Davar doluğu sattım.
apçalamak (I)
Düzensiz yürümek.
küvlemek
Birini başkasına karşı kışkırtmak, fitlemek.
balambıt (II)
Ağaç kesmek için iki kişi tarafından kullanılan büyük testere.
hörük (II)
Saç örgüsü.
hörtükmek
Hayvan ürkmek.
küteşek
Yuvarlak küçük odun, kütük.
labiye
Börülce fasulyesi.
höre (II)
Küçük.
daşhun
Taşkın.
höme (II)
Küme, birikinti.
daşara
Hela.
calp calpta
Kararsız, şaşırmış durumda: Ahmet calp calpta gitti ne kaldı.
hömbül hömbül yürümek
İri kimseler, deve gibi yürümek.
calkasan (II)
İçi geçmiş, sulanıp bozulmuş: Karpuzlar calkasan olmuş.
küsemek
Beğenmek, imrenmek.
hölemez (II)
Mavi çiçekleri ve sedefe benzeyen yaprakları olan, beyaz renkli deve dikeni bitkisi.
küstürelemek
Tahta rendelemek.
küşetlemek
Kollamak, gözetmek: Onu küşetliyorum, elime geçse döveceğim.
lakkadak
Birdenbire, damdan düşercesine: Lakkadak söze karıştı.
dartılmak (I)
Kendini ağır satmak, büyük -lenmek, böbürlenmek.
höddem
Bir olayı daha önceden duyma, sezme gücü: Ne bilirim bu işin böyle olacağını, hödde-mim yok ya.
kayaüzümü
Kırlarda biten, meyvesi dövülerek yaralara sarılan bir çeşit bitki.
calgavuş (II)
Acele ve düzensiz iş gören.
darloğ
Loğ taşını çekmeye yarayan ağaçtan sap.
kürkün
Bir çeşit ot, hodan.