Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 117/247 · üyeye göre sıralı
mut (I)
Para vermeden, çalışmadan elde edilen, kazanılan şey.
ağ bulut
Kışın görülen yağmur bulutu.
hayıt (I)
Sıcak bölgelerde yetişen, kırmızı çiçekli, yaprağı zeytin yaprağına benzeyen, dallarından sepet yapılan bir çeşit ağaç.
andız (III)
İffetsiz kadın, orospu, kahpe.
haşlak (I)
Sıcak rüzgarın etkisiyle kuruyup cılız kalan tahıl, meyve vb. şeyler.
angılı
Ünlü, tanınmış, namlı, şöhretli, soylu.
dad (I)
Tat, lezzet.
hasa (I)
Patiska.
yabankazı
Göllerde yabanıl olarak yaşayan, avlanan bir kaz çeşidi.
ağdık (I)
Yaramaz, sırnaşık, münasebetsiz, densiz, nadan.
bastırma (VII)
Kışın hayvanlara yedirmek için biriktirilmiş yapraklı dallar.
şavur (I)
Salık, duyuru.
bastı
Patlıcan veya kabakla yapılmış kır yemeği.
mardalı
iri kemikli, iri yapılı insan ya da hayvan.
şıkırdım (IV)
Bol, kalabalık, sık.
uyduruk
Düzme, uydurma, yalan.
basılmak
Mağlup olmak, altta kalmak.
utlanmak
Utanmak.
çirk (III)
Tütün zifiri.
hızan (VI)
Bağ evi.
höykürmek
Heyecanlı heyecanlı ve bağırarak konuşmak.
düşleşmek
Dadanmak, alışmak.
honça (I)
Gelin evinden damat evine gönderilen gerdeklik yemek ve tatlı.
akıda (I)
Helva, şeker, pekmez.
gün yağmuru
Güneş varken yağan iri damlalı yağmur.
söküntü (I)
Altüst edilmiş, havalandırılmış toprak.
kümbet (II)
îçi tuğlalı soba.
sepmek
Geçmek, bulaşmak: Çıban her tarafına septi.
tille (III)
Et asılan çengel.
gücürgenmek
Bir işi isteksiz, gönülsüz yapmak, üşenmek.
toska (I)
Genç, küçük manda,
çıtak (II)
Dağda yaşayan ve odun satarak geçinen (kimse): Çıtaklar ağaç satıyor.
döl döş
Soy sop, nesil.
salgıncı
Tahsildar.
gölemez
Yeni doğurmuş hayvanın sağılan ilk sütü, ağız.
ten (I)
Nem.
diremek (I)
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak: Ağaçları diredik.
gömeç (II)
Ebegümeci.
koçsamak
Dişi koyun erkek koyun istemek.
çatanak (I)
Daldaki meyve kümesi.
abır (II)
Namus, şeref, haysiyet.
kunduru
Başağı dört sıralı bir çeşit sert, sarı buğday.
cırım cırım etmek
Parça parça etmek.
eğmeç (I)
Loğ taşının yay biçimindeki ağaç sapı.
açık (I)
Uzak, ırak: Bu su evden çok açık.
halastar (I)
Çay demliği, küçük güğüm.
kızdırma (I)
Ateş, yüksek vücut ısısı.
geme (II)
Büyük dişli (kimse).
cida (I)
Kargı, mızrak.
dikel
Kürek.
kıvramak (I)
Hızlı yürümek: Kıvrayarak geçtim gittim.
yanlık (II)
Sedirlerin üstüne konulan ot minder.
kırışmak (II)
Öküzler süsüşmek, toslaşmak: Şu boğa ne kadar kırışıyor.
tapırtı (I)
Ayak sesi, gürültü, tıkırtı.
gevilcen (I)
Ateş karşısında fazla ısınmaktan yüz, el ve bacaklarda meydana gelen kırmızı benekler.
gönder (I)
Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, 4-5 m. uzunluğunda ucu madenî ağaç sopa.
hınkırmak
Sümkürmek.
uyku semesi
Uyku sersemi, uyku sersemliği, uykulu.
mısır (I)
Domates.
sündürme (I)
Taze peynir ve şekerle yapılan bir tatlı, höşmerim.