Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 118/159 · üyeye göre sıralı
tansık kalmak
Özlemek: Aliyi görmeye tansık kaldım,
tanşu
Armağan.
tapışmak
Buluşmak, görüşmek: Gene ikiniz tapıştınız.
taptabı (I)
Mısır unundan yapılan bazlama.
tarkıtalaş itmek
Darmadağın, paramparça etmek: Bir dinamit gocaman gayayı tarkıtalaş etti.
tarlagoz
Her çeşit balık tutmaya yarayan ağ.
tasık
Küçük çömlek.
taşağırı yer
Toprağı verimsiz yer.
taşdöven (II)
Ayakta olan yara.
taydurmak
Hayvana yük yüklenirken, daha önce sarılmış olan yanı eğilmesin diye tutmak, dengelemek.
taysal
Tembel.
tazar (I)
İvedi, tez: Bu mektup tazardır.
tedülülü şaşmak
Ne yapacağım şaşırmak.
teftana
Haşarı, yaramaz.
tegere
Kışlık odun yığını.
temreotu
Temriye hastalığını iyileştirmek için kullanılan, küçük ve çok yapraklı, sulu bir çeşit ot.
tepecik (I)
Büyük sap yığını.
terece (III)
Buzağının doğduktan sonra bir süre korunduğu yer.
terkes
Ters, aykırı.
terkimleşmek
Biriyle belli bir yer ve zamanda buluşmak için anlaşmak, sözleşmek.
tevâtir itmek
Büyütmek, abartmak: Tevâtir itme de şunu olduğu gibi ağnat.
teyellemek
Koşmak.
teyelti (III)
Sonradan sökmek üzere dikilen kalın, eğreti dikiş.
tezerger
İp eğirmeye yarayan bir araç.
tıhı (I)
Domates.
tıkmak (III)
Fiske.
tınnık (I)
Çabuk danlan, alıngan.
tıntı
Ufak, sapsız bıçak.
tısgalı
Hastalıklı, kansız.
tıyrak (I)
Korkak.
tilek
Arzu, dilek.
timinnağı
Altı okkalık tahıl ölçeği: Timinnağı doldu mu ?
tinil
Yalın, yalnız, tek.
tivermek (I)
İtivermek.
tiyatora
Tiyatro.
tobuk
Çorak yerlerde biten bir çeşit ot.
tokaçlamak
Tokaçla giysi yıkamak.
tokurcunu düzgün olmak
İşi yolunda olmak
topdon
Geniş ağlı, uçkurlu, kısa zeybek donu.
topeş
Tombul, şişman: Oğlan topeş gibi oldu.
top olmak (II)
Birikmek, toplanmak: Köy halkı top olmuşlar, gidiyorlar.
torakvel
Tarlakuşu.
toriş
Arabayı çekemeyen hayvanlara yardımcı olarak koşulan başka hayvan.
toslamak (III)
Gaz çıkarmak, yellenmek.
tosmak (III)
Odun kütüğü.
tuman (II)
Nem, çiy.
tumbek (II)
Kabarık yer, tümsek.
turuk
Yonga, talaş.
tutgu
Mahkeme kararını gösterir belge: Kavgalı tarlanın benim olduğuna dair elimde tutgu var.
tuturuk etmek
Gereksiz yere kendine ait olmayan bir şeyi bekletmek, alıkoymak, kapatmak.
tuytu
Uyuşuk, tembel.
tuzluca
Kavrulmuş tuzlu nohut.
tüğtü
Keser ya da balta başı.
tülüş (II)
Kabarık, karışık saç.
tümün
Hep, bütün.
tündürmek (II)
Birini korkutup ya da aldatıp kaçırmak: Onu tündürmezsek bize burada iş yok.
türük (I)
Yünden ya da keçi kılından dokunmuş ufak azık torbası.
tütünlük (III)
Kadınların iş yaparken giydikleri giysi, önlük.
tüyeng
Tüfek.
tüylübaba
Kır çiçeği.