Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 118/247 · üyeye göre sıralı
yanlık (II)
Sedirlerin üstüne konulan ot minder.
höykürmek
Heyecanlı heyecanlı ve bağırarak konuşmak.
mürdümek
Mercimek.
karma
Etli pilav.
çıvgar (I)
Boyunduruğa koşulmuş öküzlerin arkasına yardım olarak koşulmuş bir çift öküz.
döl (I)
Çocuk.
tille (III)
Et asılan çengel.
hızan (VI)
Bağ evi.
diremek (I)
Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak: Ağaçları diredik.
gönder (I)
Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, 4-5 m. uzunluğunda ucu madenî ağaç sopa.
mut (I)
Para vermeden, çalışmadan elde edilen, kazanılan şey.
gömeç (II)
Ebegümeci.
çirk (III)
Tütün zifiri.
dikel
Kürek.
gölemez
Yeni doğurmuş hayvanın sağılan ilk sütü, ağız.
sırıdak
Çok gülen, sırıtan.
caydak (I)
Yalınayak.
cavramak (II)
Uğraşmak, didinmek, çabalamak.
şavur (I)
Salık, duyuru.
akıda (I)
Helva, şeker, pekmez.
şıkırdım (IV)
Bol, kalabalık, sık.
avrana (I)
Dişi deve.
koçsamak
Dişi koyun erkek koyun istemek.
ten (I)
Nem.
kıpçıtmak (I)
Bir şeyi çekerken koparmak : Fidanı kıpçıtıverdi.
tebsolmak
Bitmek, yatışmak.
kıvramak (I)
Hızlı yürümek: Kıvrayarak geçtim gittim.
söküntü (I)
Altüst edilmiş, havalandırılmış toprak.
çıtak (II)
Dağda yaşayan ve odun satarak geçinen (kimse): Çıtaklar ağaç satıyor.
kızdırma (I)
Ateş, yüksek vücut ısısı.
tapırtı (I)
Ayak sesi, gürültü, tıkırtı.
kırışmak (II)
Öküzler süsüşmek, toslaşmak: Şu boğa ne kadar kırışıyor.
sineklenmek (II)
Kuşkulanmak.
kımçı
Küçük, ince değnek, kamçı.
daşyağı
Petrol, gazyağı.
kocaman
Yaşlı erkek.
sömelek (I)
Kundağa sarılmış bebek.
sepmek
Geçmek, bulaşmak: Çıban her tarafına septi.
abır (II)
Namus, şeref, haysiyet.
toska (I)
Genç, küçük manda,
honça (I)
Gelin evinden damat evine gönderilen gerdeklik yemek ve tatlı.
pahal (III)
Ters, aksi îşim pahal gitti.
kepelek
Davarlarda olan kelebek hastalığı.
aslık
Kızlık zarı yırtılmamış.
soyha, soyka (II)
Yaramaz, huysuz.
eğmeç (I)
Loğ taşının yay biçimindeki ağaç sapı.
halastar (I)
Çay demliği, küçük güğüm.
sündürme (I)
Taze peynir ve şekerle yapılan bir tatlı, höşmerim.
gevilcen (I)
Ateş karşısında fazla ısınmaktan yüz, el ve bacaklarda meydana gelen kırmızı benekler.
açık (I)
Uzak, ırak: Bu su evden çok açık.
kel (I)
Aşı kalemi.
mızırdanmak
Homurdanmak.
siyez (I)
Kaplıcaya benzeyen, hayvan yemi olarak kullanılan bir çeşit tahıl.
zebellâ
İriyarı, uzun, biçimsiz kimse.
geme (II)
Büyük dişli (kimse).
kemkem
Geveze.
cida (I)
Kargı, mızrak.
cisen cisen
İnce ince, yavaş yavaş (yağmur hk.).
uyku semesi
Uyku sersemi, uyku sersemliği, uykulu.
çotul (I)
Ağacın büyük dalları veya dalların çatallara ayrıldığı yer.