Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 13/159 · üyeye göre sıralı
peskütan
Tuzlu ayranın kaynatılıp süzdürülmesiyle elde edilen çökelek.
neteer
Ne tür, nasıl: Bu işi neteer yapalım?
burgaç (I)
NULL
tulutombak
emmi
] Amca. (
kangal (I)
Kurutulmuş tütün bağlamları.
seğ
Şap.
sümdük
]
bildik
Palamut.
çakıl (II)
Pide.
gıdık (II)
Köpek yavrusu.
tekesemek
] Dişi keçi çiftleşmek istemek. (
tahtadelen
] Ağaçkakan. (]1: (
eğirmek
Hayvanları bir araya toplamak.
ütmek (I)
] Oyunda, kumarda yenmek. (
sıkra
Cimri.
badem parmak
Bir kaç kişi hafif sesle konuşmak, fısıldaşmak.
zıngadak
Birdenbire. (
zibidi (I)
] işsiz, parasız, yoksul. (
şişirdek
] Balon. (
şibil
guşgana
] Küçük tencere. (
isteci
Dilenci.
kaluç
bağırtlak (I)
[->babacan I) -1]
karadavu
Buğday hastalığı.
karnı almamak
Kıskanmak, çekeme-mek.
kırma (III)
Yollara döşemekte kullanılan gelişigüzel kırılmış taş.
nöğürmek
] Ne yapmak, ne görmek: Nöğiirüyon gı! (
oysam
[-> oyuşa]
adıysa
Oysaki, hâlbuki.
pambığ
[->panıbıg]
sarat
İri delikli, büyük kalbur.
çökelek
üstü kirlenmek
] Kadın aybaşı olmak. (
zahma (I)
]
taykeş
] Eşleri birbirine uygun olmayan, benzemeyen, tek kalan nesne: Taykeş öküz, taykeş ayakkabı. (
süsgen
balıkçın
yadırgı
] Yabancı. (
tovga, tovğa
] Süzme yoğutla yapılan üstüne tereyağı ve nane dökülerek yenen bir çeşit çorba. (
uğrun
] Gizli. (
öğünbeç
] Kendini beğenen, onurlu. (
akdarmak
Altüst etmek. (
zeyrek (I)
Aralıklı.
ayağı dışarı
Bir yerde durmasını bilmeyen:
azaysız
Geçimsiz.
babuç
baca
] Bahçe. (
bel (I)
İki tepe arasındaki geçit veren alçak yer. (
beldanat
Kağnıya sap yüklemekte kullanılan araç.
beşik kertme
bili bili
Tavuk çağırma ünlemi.
domat
çav (I)
Hayvanların erkeklik organı. ] ?
kemre (I)
Gübre, tezek.
düğe (I)
Boğaya gelmemiş iki üç yaşında dişi dana, düve.
göğermek (I)
Bitki büyüyeıek yeşermek, yeşillenmek.
ilkmek (I)
Biriktirmek, toplamak.
ırak
Uzak.