Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 143/159 · üyeye göre sıralı
ötürüklü (I)
] İshal olan. (
öv
] Ev. (
cemile
Cemre.
uz (III)
Çok.
öyleyşin
] öyleyse. (
öymek (I)
] Yağ vb. mad' deler düştüğü yerde yayılmak leke bırakmak. (
özi
] Kendi. (
özlek
] özlenilmiş, özlenen. (
özü kara
] Kötü yürekli. (
cavcavlı
Ateşli, istekli.
cağa (I)
[-> cağa I) -1]
paçkıl
] Pis, dağınık kimse. (
paf (II)
Mısır koçanı.
paltabaş
Çavuşkuşu.
eğsıran
zılgır
] Başıboş, işsiz. (
üçleme
] Kareyi dörde bölen çizgiler üstünde üçer taşla oynanan bir çeşit oyun. (
carı
Açıkgöz. (
canavar
Kurt.
pamukluk
Ormanlarda yetişen, yaz kış yaprağını dökmeyen, yaban-gülüne benzer bir çeşit küçük ağaç.
cağa satmak
Gösteriş yapmak.
büzeyden
Koyu pekmez, pekmez reçeli.
par (II)
Deneme, deney.
parpı (I)
Paylama. (
üfelemeç
Ufak hamur parçalarından, yufkadan yapılan çorba.
zıkkımlanmak
Yemek, doymak (hoşnutsuzluk belirtir).
üfülemek
[-> uf ünnek]
büvenmek
Kesilmek, tutulmak:
pasa (III)
Maden ocaklarında madenlerin arasında çıkan taş, toprak vb.
hindirgen
pasırak
] Basınç, ağırlık. (
pata (III)
Eşit, eş durumda.
bücülenmek
zıkkıltı
] Ağılan, öl anlamında ilenç. (
üğü
] Kartal büyüklüğünde, sarı tüylü, gözleri gündüz görmeyen bir çeşit yırtıcı kuş. (
patırdı
] Kavga, gürültü. (
bükmeç
] Viraj, dönemeç. (
patlak
] Kavrulmuş mısır. (
patpatik (II)
] Patlangaç. (
zık çalmak
] Oyunda yenilenin ayaklarından tutarak kalçasını yere vurmak. (
zıbık (II)
] Erkek üreme organına benzetilen nesne. (
payınsımak
] Karşısındakine gücü yeteceğine inanmak, hiçe saymak, önemsememek. (
payınsınmak
] Hiçe sayılmaya boyun eğmek: Oğlu babasını payınsımış; babası da oğluna karşı payınsınmış. (
paysımak
peg
] Yıkılmış ev yeri, arsa. (
buruntu
] Sürgün, bağırsak bozukluğu. (
buri
üklemek (II)
] Yüklemek. (
pencer
] Sebze. (
pencik pencik
] Parça parça. (
pepeka
] Süt. (
emek (I)
Saban kolu.
bu gez
] Bu kez. (]î (
per (III)
Değerli ev araçları.
pere (I)
] Yaprak: Bir pere kağıt. (
perikturmek
] Evcilliğini yitirip kaçmak, yabanıllaşmak. (
börtleğen
] Böğürtlen çalısı ve meyvesi. (
burgu (I)
[-> biirgü I) -1]
petek (II)
Burunda katılaşmış sümük.
petlek
] Gözleri yapı olarak dışarı çıkık kimse. (