Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 142/159 · üyeye göre sıralı
çıra
] Bezir ya da gazyağıyla yanan bir çeşit aydınlanma aracı, kandil. (
okun
] Çağrı. (
çıkla
Tüm, bütün. (
çıkışmak
Alım satımda mal ederini korumak:
omaca (I)
] Büyük kemik. (
çığırmak
] Çağırmak, söylemek. (
dutgun (I)
Havanın yağmur ya da kar yağacak gibi olan durumu, kapalı hava: Hava çok dutgun.
umursanmak
] Kırılmak, darılmak, gönüllenmek.
çetil
Fidan.
çente
] İçine öteberi koymaya yarayan kıldan dokuma çanta. (
onşatmak
] Kaldırmak, yükseltmek. (
çenesek
] Geveze. (
ortancıl
] Büyükle küçük arasındaki çocuk, ortanca. (
ossaat
Hemen, o anda.
oş
] Köpek kovalama ünlemi. (
oşoş ahıllı
] Kendini ilgilendirmeyen kimseler ve onların işleri ile uğraşan. (
düfe
otlakçı
Başkalarının sırtından geçinen, asalak. (
oturakyeri
] Makat, kıç. (
çemrenmek
] Etekleri toplamak, paçaları sıvamak, hazırlanmak. (
urusbu
] Kötü yolda olan kadın. (
çember
] Kadın başörtüsü, ak yazma. (
oyulgama
İri, aralıklı dikiş.
urvuya
] Yarım Mahmudiye altını. (
oyun (II)
[-> oyuşa]
çakıldak
] Olgunlaşmamış meyve. (
atkı (III)
[->atgı IV)]
çağrı
Çağırma, davetiye.
cavurun
İki omuz arası, arka.
çağşak
Yıkılacak gibi, eğreti.
çağmel
] Boynuzları ay biçiminde hayvan: Ömer'in çağmel öküzünü alacağım. (
zırtabos
] Kavgacı, saygısız, kırıcı. (
öğrenik
Öğrenmiş, öğretilmiş.
zoruzoruna
] Binbir güçlükle. (
cuvara
] Sigara. (
verginen
] Ver: Gamçıyı mana verginen. (
kercine
uşaklık
ölenece
] ölünceye değin. (
ölgülük
Başsağlığı.
corlaşmak
Karşılıklı konuşmak, dertleşmek.
cingil (II)
zınğazık
] Ağzına dek dolu. (
öncü
] Önder. (
uyarmak
] Uykudan uyandırmak. (
yamılmak
] Eğrilmek, çarpılmak. (
uyku semesi
] Uyku sersemi, uyku sersemliği, uykulu. (
hindik (II)
çiftçi kuşu
cilbir (II)
Kaynamış suya yumurta kırılarak yapılan bir çeşit yemek.
cınıbıldamak
Sıvılar kapta çalkalanmak.
önüklerde
] Geçenlerde. (
aşgarlanmak
Çamaşır çok kirlenmek, pislikten renk değiştirmek.
ağarıberi
Öteberi, ufak tefek şey.
uyutmak (I)
Unutturmak. (
örzülemek
] Özlemek, istemek. (
ösgürüyh
] öksürük. (
össaat
] Hemen. (
cıbır (II)
Tüysüz.
ötlesi
] Ucu yanmış ince odun. (