Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 152/247 · üyeye göre sıralı
ubalanmak
Oyalanmak.
küf
Çocuk başlığı, takke.
tüve
Doğurma yaşına gelip doğurmamış dana.
gambak (I)
Saçları dökülmüş baş, kel.
garatavuk
Karatavuk denilen sığırcık büyüklüğündeki bir çeşit kuş.
folak
Peltek, kelimeleri tam ve doğru söyleyemeyen.
dagal (II)
Şiddetli rüzgâr, fırtına.
tüfe (I)
Dokuma tezgâhlarında tarağı tutan ve mekik ipliklerini sıkıştırmaya yarayan araç.
tuta
Karadut.
fışlak (II)
Çok sarışın ve mavi gözlü (kimse).
töskel
Dikkatsiz, beceriksiz.
ağırşaklanmak
Çıban kızararak sertleşmek, katılaşmak.
toscu
Değirmen işçisi.
eymece (II)
Yaş ağacı eğerek yapılan yay.
tozaklamak
înce ince kar yağmak.
tombadız
Şişman, kısa boylu.
küpeli (II)
Bir sapta üç dört başak çıkaran buğday.
topak (IV)
Yufka ekmeği hamuru: Gış epmeğini dört topaktan yaptık.
titer
Kelebek.
esnek (VIII)
Delimsek, delişmen.
kurebi
Diken ve çalı kesmeye yarayan, ucu kıvrık, küçük balta.
kurdukmak
Sürüye kurt girmek.
kurtlingi
Bir çeşit at yürüyüşü.
hışırden
Dalların eğilecek kadar meyveyle dolu oluşu.
elekçi
Çingene
eğir (II)
Arıların çıkardığı bir çeşit salgı.
eğim
Bir insanda doğuştan gelen özellik ya da yetişme gücü, istidat, anıklık.
eğirmek
Hayvanları bir araya toplamak.
teşeniş etmek
Hastalık vb. şeyler depreşmek.
terlek
Hamamlardaki erkek yıkayıcı.
tetir (II)
Cevizin yeşil kabuğu ve yaprağı.
telli (II)
Simli kumaş.
kudde
Kendini beğenmiş, bilgiçlik taslayan.
alaca (V)
Tahta parmaklıklı ağıl, bostan, bahçe kapısı.
şıngır şıngır
Halk oyunu oynarken parmakları birbirine sürtmeden çıkan sesi anlatır, şıkır şıkır.
efelek (II)
Herkesin söylediğini yapan, iltifattan hoşlanan, iltifat meraklısı (kimse).
çöküç
Çekiç.
tavlanmak (II)
Kurumaya yüz tutmak: Suladığım tarla bugün tavlanmış.
tavşut (I)
Elma, armut, erik kurusu: Armut tavşutundan iyi hoşaf yapılır.
ünâ
Aksi, söz dinlemez.
tâ
Daha, şimdi.
köy kuşu
Serçe.
bişkin
Olgun, pişkin.
çot (V)
Keser.
tataveya
Boşuna, rasgele: Tabancasını tataveya attı.
tartınmak (I)
Başörtüsünü çene altından geçirip baş üstünde bağlamak.
çoşka (I)
Domuz yavrusu,
hengem (II)
Söz kalabalığı: Ben daha beyle hengem görmedim, eyle bir hengem yaptılarki bişe annamadım.
çordik
Çorbalara konulan, baldıran otu da denilen bir çeşit ot.
kötülemek
Zayıflamak, bozulmak, arıklaşmak.
taran (I)
İn.
tatlıkabuk
Tarçın.
çommak (II)
Çömelmek.
heğ (II)
Davar çağırma ünlemi.
döğmelik
Yarma yapılacak buğday.
dökgün
Verimli: Büberlerin dökgünü çok iyi.
don daşı
Üzerinde çamaşır yıkanan taş.
dort
Tortu.
tavatır (III)
Bitek toprak.
donak (II)
Yeni yapılan bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme gibi kısımları.