Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 151/159 · üyeye göre sıralı
ağlamsı
Ağlamaklı, ağlayacak gibi.
tarak (I)
Ayağın parmak kemikleri.
yemlik (II)
Keklik avlamak için yapılan tuzak.
ağız yanşalamak
] Karşısındakinin sözünü alaylı olarak yinelemek, öykünmek. (
tartalamak
tartılamak
] İki elle kaldırılan taşı ileri geri sallayıp hızlandırarak atmak. (
taşağır
] Verimsiz toprak. (
taşırgamak
Nalsız hayvan, tırnağı bozuk yolda yürümekten kırılarak topallamak, ayağı şişmek.
taşlantı (I)
] Kümes hayvanlarında taşlık. (
yemişen
] Bir çeşit yabanıl ağaç ve meyvesi, alıç. (
ağız esgitmek
] Boşa konuşmak, çene yormak. (
tatavı (II)
NULL
tatavı (III)
] Baştansavma ve tez yapılan iş. (
yelmük
] Ekin aralarında biten bir çeşit asalak ot. (
tavli
] Şişman. (
yelemek
] işi için başvurmak, dolaşmak. (
damızlık (III)
tavsır
Resim, fotoğraf:
göy (III)
Taze, yeşil
taya (I)
Ot, ekin yığını. (
ağ (I)
] Tırtıl. (
yelbirdek
Eski, yırtık (nesne).
afırtmak
] Uğrulamak, çalmak. (
taylasan
] Eskiden, başa sarılan sarığın sırta uzanan bölümü. (
baldırgan
teheze
İşe yaramaz, yıpranmış durumda.
adaklamak
Bebek yalpalayarak yürümek:
âda
] Kaynatılarak koyulaştırıl-mış pekmez, şeker vb., ağda. (
acısu
] Madensuyu. (
üveyik
Bir çeşit buğday.
dandilik (I)
gusak (I)
Erkek kaz.
teknâşi
] Teknenin hamurlarını kazımaya yarayan araç. (
teksermek
] Uygun görmek. (
telek (I)
] Kümes hayvanları ve kuşların iri kalın tüyleri. (
telek (II)
Hamamda kadın yıkayıcı, tellak.
teleme (III)
Cansız, güçsüz, cılız.
dangalafıstik
telestik
] Tez, ivecen: Telesük gidir. (
telkırmah işleme
] Sırma ve gümüş tellerle tülbente yapılan bir çeşit iş örneği. (
telletme (I)
] Tuzlanan vişne, koruk ağzı kapalı kapta çalkalanarak yapılan bir çeşit yiyecek. (
abson (II)
] Büyü, sihir. (
paçın
Çevresi püsküllü erkek başörtüsü.
temis
] Temmuz. (
özü bay vermemek
temsil
Mercimek.
tendir
] Tandır. (
tendir damı
] Tandır bulunan, üstü kapalı, ön bölümü açık yer. (
varya
] Büyük çekiç, balyoz. (
yekinmek
] Ikınmak, bir eylem yapmak için güç kullanmaya davranmak. (
üzgeç
] Yüzgeç. (
tenğellenmek
yeğni
kötürgü
[-> kötürge I) -1]
tepçey
] Bel sapma geçirilen tahta ayakçak. (
bağır içliği
[->-babu ç]
bağırgan (I)
[->.babba I)]
tepme (III)
] Tekme. (
darahotu
abağınslan
] Birden, ansızın. (