Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 154/159 · üyeye göre sıralı
kargışlamak
] ilenmek. (
karlava
] Kendirden örülen, saçörgüsü biçiminde başlayıp sona doğru iplikler sıkıca bükülerek yapımış püskülü olan, uzunca bir çeşit kamçı. (
ırbıh
] îbrik. (
ıngıraz
Uzun süren ve öldürücü olmayan hastalık. (
kartul
] Kurum. (
kasaburuk
Ayakkabılara çivi çakmak için kullanılan ucu bizli bir çeşit araç.
tonkurdak
] Deve ve katırlara takılan büyük çan. (
çalagap
[-> çala I) -1]
kasek
] Araba tekerleğinin parmaklıklarım çevreleyen çemberi oluşturan, yay biçiminde ağaç parçalarından her biri. (
üst (I)
] Giysi. (
katık
Yağsız, süzme yoğurt. (
ılgın (I)
] Parça, bölüm. (
katıklı
] Birbirine karışmış, karışık. (
katlam
] Kez: Bu katlam iş yaptım. (
kav (I)
] Yeğni. (
kavaltak
] Kabarık, gevşek. (
ıldız
] Yıldız. (
kavşıt
] iki suyun, iki yolun birleştiği yer, kavşak. (
kaygana
] Bir çeşit omlet. (
kaygın
] Düzgün, parlak, ka-yıcı. (
ıkınmak
] Soluğu içinde tutarak kendini zorlamak. (
kaynanadili
] Bir çeşit kaktüs. (
kaynar (II)
] Kirli iç giysilerini kaynatmakta kullanılan teneke, kazan vb. (
yarak
] Gerekli araçlar. (
yapı (II)
Evin çatısı.
topuh
Topuk.
kaysak
] Çıban, yara kabuğu. (
kazıl
] Keçi kılından yapılmış ip. (
hurç
Büyük heybe.
kazıyacak
[-> kazağaç -1]
hohu
] Umacı, düşsel yaratık. (
keçebaş
Keçilerde akciğer hastalığı.
heri
] Sincap. (
tor (IV)
] Toy, deneyimsiz. (
helmelenmek
] Nişastalı yiyecekler pişerken koyulaşmak, lapalaşmak. (
kehil kehil
Soluk soluğa.
hekağı
] Yeraltı suyolu, kanal. (
heğri
Bundan böyle, artık:
kelek (I)
Düzen, al.
cükka
[->cukcuk III) -2]
haşil
] Kaynamakta olan suya un eklenerek pişirilen pekmez ya da bal karıştırılarak yenen bir çeşit tatlı. (
kelete (II)
] Ayakkabı çekeceği. (
torç (I)
Sınır.
ken
] Kin. (
kenne
] Sanki. (
torpah
Toprak.
kepçir
]Kapıp kaçıcı: Ne kepçir herif ya. (
kepilenmek
] Hamur çok durmaktan yüzü deri gibi kabuk tutmak: Hamur dura dura kepi-lendi, çabuk olun da ekmeği yazup bitirelim. (
tort (I)
] Yağ vb. tortusu. (
kerenti
Tırpan.
cücen (III)
[-> cücük I) -1]
kerik (II)
] Keçeden yapılmış ceket. (
kerkenmek
] Sapık amaçla birinin arkasına değmek, sürtün-mek. (
kerkinmek
kerman
Kale.
haşat olmak
Ezilmek.
haside
Pekmezle yapılan bir çeşit tatlı.
kertmek (I)
Abartmak, övmek:
kertük
[->kertiş kürtüş]
harnıp
] Keçiboynuzu ağacı ve meyvesi. (