Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 155/247 · üyeye göre sıralı
guştiri
Kertenkele.
efelek (II)
Herkesin söylediğini yapan, iltifattan hoşlanan, iltifat meraklısı (kimse).
eğim
Bir insanda doğuştan gelen özellik ya da yetişme gücü, istidat, anıklık.
gusgun
Hayvan semerinin öne kaymaması için kuyruğun altından geçirilerek bağlanan enli kayış.
guruluk
Hayvanların altına serpilen kuru gübre.
takıldak (I)
Un değirmenlerinde, tanelerin değirmen taşına düzenli akmasını sağlayan tahta çubuk.
şüllellemek
Elle dikiş dikmek.
tafana
Kiler.
gurama
Tasarı, düşünce.
şişirmek (II)
Öğmek, değerinden çok yüceltmek.
gumguma
Boya halkası.
çıvgar ağacı
Çıvgara koşulan öküzlerin koşulduğu ağaç: Çıvgar ağacını getir öküzleri koşalım.
şipane
Eşik.
şibiji
Kırmızıbiber.
şırlamak (I)
Su az akmak.
şıvka (I)
Körpe fidan.
şınavar
Büyük tekne.
şirlek (II)
Sulu gözlü.
leylim (II)
Tatlı limon.
durumsuz
Yerinde duramayan, hareketli, haşarı, yaramaz.
betnasız
Kılıksız, çirkin.
göveleç
Büyük tahta kova.
dökgün
Verimli: Büberlerin dökgünü çok iyi.
şavkartmak
Aydınlatmak.
üğüntü
Talaş.
şan
Ün.
döğmelik
Yarma yapılacak buğday.
savrık (I)
Tutumsuz.
şak, şah (III)
iri ve güzel aşık.
doğanah (II)
Yük, denk sarılacak iplerin ucuna geçirilen ağaç halka.
gönen almak
Bol yağmur nedeniyle toprak doyarak bir yıl verimli olacak duruma gelmek.
çımmak
Yıkanmak.
donak (II)
Yeni yapılan bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme gibi kısımları.
şah (I)
Yeni sürgün, filiz.
gömeç (IV)
Doğudan esen rüzgâr.
süzme (II)
Torba.
don daşı
Üzerinde çamaşır yıkanan taş.
sürüntü (IV)
Durmadan yer değiştiren, çok gezen, serseri.
şirnik (I)
Hoppa, şımarık, yaramaz.
sümündür
Bulgurun ufağı.
çıkıtlık (I)
Gelin olan kıza anne ve babası tarafından yapılan elbise.
süygün (I)
Sürgün, filiz.
dort
Tortu.
eymece (II)
Yaş ağacı eğerek yapılan yay.
göbele (II)
Uzun müddet sürülmemiş tarla.
söyke (II)
Destek, dayanak.
aktop (II)
Bir çeşit buğday.
dık dık
Kümes hayvanlarını çağırma ünlemi.
dılacan (I)
Yaramaz, yerinde duramayan, hırçın (kimse).
söğecen (I)
Aşağılayıcı sözleri çok kullanan, ağzı bozuk.
sasımsı
Tatlımsı, acımsı bir tat.
soba (I)
Ev içinde küçük banyo, gusulhane.
gol (I)
Kol.
sinenmek
Saklanmak, gizlenmek.
soya (VI)
Bıçak.
didmek
Ditmek.
debildek (II)
Topraktan yapılmış iki çanağın üstüne deri gerilerek yapılan ve iki değnekle çalınan çalgı.
goçak
Cesur, yiğit.
delgiç
Ucu sivri demirli, ağaçtan tutacak yeri olan ve tütün dikmeye yarayan bir aygıt.
dayılanmak
Büyüklenmek, böbürlenmek.