Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 159/247 · üyeye göre sıralı
deledöz
Mayası bozuk, soyu bozuk, yalancı, dönek olan(kimse).
deplek (I)
Önüne bakmadan dikkatsizce yürüyen.
firik (VI)
Sabun ufağı.
daşırmak
Pişirmek(yalnız süt hakkında).
fira düşmek
Zayıflamak.
darcın
Tarçın.
dartılmak (I)
Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek.
fiğen
Ekin destelerinden yapılan yığın.
fidi (II)
Fide.
fidi (I)
Kaz yavrusu.
akıraz
Beyaz üzüm.
daraşlık
Dar, sıkıntılı (yer).
davşanak
Yaprağı yapışkan bir ot.
sümsürük
Sümük.
amat
Şaşkın, serseri, budala.
cozlamak (II)
Yanan kömür suda söndürülürken ses çıkarmak.
daldızlamak
Beğenmemek, ince ince hesabetmek.
şavşırı
Çarpık, eğri büğrü.
pişek (I)
Mermi.
bardak altı
Tavan arası.
sürüncemek
İş sonuçlanıncaya değin boş yere gecikmek.
dangır (II)
Kalın, çirkin sesli.
dayangı
Dayanıklık (kumaş ve kereste hakkında): Bu ötekinden daha dayangılıdır.
fışdırmak
Bir şeyi ucundan tutup, savurarak atmak.
coşgun
Coşkun.
suyungözü
Kaynak, pınar: Haydin suyun gözüne gidelim.
farşa
Terbiyesiz, edepsiz.
dabbasan
Düztaban, uğursuz.
farmana
Kırmızı çuha üzerine sim işlenmiş gelin elbisesi.
cork (I)
Kuluçka.
dabalak
Büyük çömlek, küpecik.
bar bağlamak
Kir tutmak, kirlenmek, kireç tutmak: Sürahi yıkanmaya yıkanmaya dibi bar bağlamış.
çur etmek
Oyunu bozmak.
ezinti (III)
Üzüntü.
çütçü
Çiftçi.
dadanmah
Alışmak.
sulan
Bataklık, sazlık, sulu yer: Deredeki sulanda çok sivrisinek vardır.
comât
Topluluk.
suncuğu sarkmak
özlemle, imrenerek bakmak, ummak.
eyner (I)
Tarla çapalanır ya da ekin biçilirken tarlanın ilk önce işlenmeğe başlanan parçası.
suhra
Bir kimseye ücretsiz ve zorla gördürülen iş.
eya (I)
Bana bak, beni dinle anlamında.
bırakma (I)
Külbastı.
süksünü düşük
Sürekli öne eğik duran, başını eğik tutan.
söyük
Duvar, duvar üstü.
çubukaltı
Kahvaltı: Cigarayı yakmazdan evvel çubukaltı yerim.
evecenlik
Acelecilik.
civrilmek
Donmak.
civgar
Öküz çifti.
sömelek (II)
Budala, sersem.
eşmek (IV)
Su dolu çukur: Bizim tavuklar eşmekten su içtiler.
çirçel
Üvendirenin ucundaki kıvrık demir.
banbal (I)
Arı büyüklüğünde yeşil başlı bir cins sinek.
söleşmek
Konuşmak; Şu adamlar ne söleşiyorlar?
çipil çipil (III)
Gözün çapaklı olduğunu anlatır.
ciret
İrin.
çimbita
Kare şeklinde kesilen hamurun iki köşesinden sıkıştırarak yapılan bir çeşit makarna.
altıkardeş
Zatülkürsi, altıkardeş takım yıldızı.
cinlendirmek
Kızdırmak, öfkelendirmek.
baluk
Balık.