Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 158/247 · üyeye göre sıralı
çalkan
Suyun hızlı akan yeri.
çalınmak (II)
Sürünmek, uğraşmak, sokulmak.
gatıntı
Bir maddeye karışan yabancı madde: Bu eyisi değil içinde gatıntı var.
depçe
deplek (I)
Önüne bakmadan dikkatsizce yürüyen.
gasnak (II)
Elek ve kalbur kasnağı.
gasnak (I)
iri ve çok kılçıklı olan bir çeşit tatlı su balığı.
gaskan
Ekime elverişli olmayan, çorak toprak.
suncuğu sarkmak
özlemle, imrenerek bakmak, ummak.
çalacak (II)
Kibrit.
dem (I)
Susuz, kıraç tarla.
batal (IV)
Çörçöp, tahıl içinde bulunan yabancı bitki tohumları: Harmanda gözüme batal kaçtı.
demizden
Deminden, biraz önce.
dıktık
Yeni yürümeğe başlayan çocuğun ayakta durması, tay.
düyüm (II)
Düğüm.
garışıklık
Karışıklık, bozgunluk.
değışmak (I)
Değiştirmek.
değnemek (II)
daylı (III)
Hayalî zehirli hayvan: Daylı soksun.
deledöz
Mayası bozuk, soyu bozuk, yalancı, dönek olan(kimse).
garan komak
Zarar vermek, hasar yapmak: Davar bahçeye garan komuş.
dayangı
Dayanıklık (kumaş ve kereste hakkında): Bu ötekinden daha dayangılıdır.
davşanak
Yaprağı yapışkan bir ot.
garamet (II)
Keder ve üzüntü.
söleşmek
Konuşmak; Şu adamlar ne söleşiyorlar?
daşırmak
Pişirmek(yalnız süt hakkında).
daraşlık
Dar, sıkıntılı (yer).
gapışmak
Kapışmak, kavga etmek.
darcın
Tarçın.
gantama
Gem: Katırın gantaması nerede.
gangal (I)
Kangal.
başını süzemek
Başak vermek: Sizin arpa üç beş güne kadar başını süzer.
ganel
Kanal.
sömelek (II)
Budala, sersem.
dangır (II)
Kalın, çirkin sesli.
dartılmak (I)
Kendini ağır satmak, büyüklenmek, böbürlenmek.
çadar (I)
Tohumluk mısır.
dalavar
Üstü çalı çırpı ile örtülmüş bağ, bostan kulübesi.
galiyet
Gelinlik.
galete (I)
Domates.
daldızlamak
Beğenmemek, ince ince hesabetmek.
dabbasan
Düztaban, uğursuz.
dabalak
Büyük çömlek, küpecik.
dadanmah
Alışmak.
gağıl (I)
Yerdeki çamurların kuruması, sertleşmesi.
baş aşağı
İniş aşağı.
gafulluk
Fundalık.
cüher (II)
Kuvvet, güç.
gaddel
Çok.
çur etmek
Oyunu bozmak.
cüher (I)
Türbeden alınan toprak.
gadama (I)
Fırın süpürmeye yarayan sırık ucundaki paçavra.
çubukaltı
Kahvaltı: Cigarayı yakmazdan evvel çubukaltı yerim.
çütçü
Çiftçi.
gacacuk
Semerin arkasına çivilenen ve yük yüklerken iki tarafına ip takılan ay şeklindeki demir aygıt.
çoluk (I)
Hayvanları bağlamak için boyunlarına geçirilen "U" şeklinde ağaç.
siyen
Kötü kokulu, sulu çamur.
cuppadak
Suya birdenbire atlamayı anlatır.
gabak (I)
Kabak.
frenk (I)
Büyük anahtar.