Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 171/247 · üyeye göre sıralı
bülü bülü (II)
Tavuk.
inek memesi
İri taneli, siyah bir çeşit üzüm.
inecek
Merdiven.
incicik
Kırk günlük çocukların vücutlarında görülen küçük sivilceler.
burmak (III)
Hayvanların üreme organlarını burarak erkekliğini gidermek.
imiç
Sığırların derisi altında yaşayan, zeytin tanesi büyüklüğünde bir çeşit böcek.
buhun
Bel sözcüğüyle birlikte kullanılır: Bugün öyle hastayım ki belim buhunum kırıldı.
burkazanlık
Fitnelik, dalaveracılık, fesatlık, laf taşıma: Burğazanlık edip de işi karıştırma.
ünek (II)
Avcıların, av beklemek için çalı ve taştan yaptıkları kulübe.
burkuk
Burkulmuş ayak, kol v.s.
ilingir (II)
Zayıf, kuvvetsiz.
ilim ilim olmak
izini kaybederek uzaklaşmak.
darabuzun
Tırabzan, korkuluk.
ilfar
Menekşe.
üngürüş
Et bıçağı.
bucuk (I)
4-5 kişi ile oynanan bir çocuk oyunu, höt.
iledanaz
Köknar ağacı.
ikircinli
Karar veremeyen, kararsız.
böböcüğü
Zehirli bir böcek.
iğilce (II)
Yazın eşeklerin burnuna kaçan küçük bir çeşit sinek.
bokbokuna
Boşuboşuna.
danakıran (II)
İlkbaharda biten sarı çiçekli bir bitki, çiğdem.
ışkırtmak
Birine bir konuyu çıtlatmak: Bana daha evvel ışkırtsaydın fenalıkların önüne geçerdim.
kubuz atmak
Yalan söylemek.
ıspa
Toprak ürünlerinden vergi alan.
germane
Elde yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.
şukga
Kısa mektup, betik, pusula (eski hükümdarların yazdığı)
ıscak (II)
Hamam.
bölâki
Az kaldı, olsaydı.
damazlık (II)
Damızlık hayvan ya da bitki.
ırık (III)
Zayıf.
ırık (II)
Şans, uğur: Senin ırığın bana iyi gelmedi.
bılgımak
Çok olgunlaşmak (meyve).
aşıcı
Sağlık memuru.
bozaran
Ağustos.
bıdıraşmak
Konuşmak.
çember
Kadın başörtüsü, ak yazma.
bılaşmak (II)
Bulaşmak.
ıngastan
Şakadan, yalandan.
ılık (II)
Sevgi, beğeni.
dalcıkmak (I)
Hafif baygınlık geçirmek, bayılmak,
hümkürmek (I)
Ses çıkararak burun silmek.
alaflı
Ateşli, alevli.
hüllük (II)
Çelik çomak oyununda yerde açılan uzun çukur.
dalaşkan (I)
Kavgacı insan veya hayvan.
bıdamak
Budamak.
hübbük (II)
Düdük.
huv (I)
Bostan çardağı.
boyunkıstı
Gerdanlık.
unca
Onca, o denli.
berbeh, berbeh
Künk.
belen olmak
Uyurgezer olmak.
belinlemek (II)
belleme (IV)
: Yarım, yarıya kadar: Çuvalda belleme buğday var.
beç (II)
Bedevre (kekliği tuzağa düşürmek için kullanılan aygıt) yapmak için kullanılan demir alet.
beddam
İğrenç, çirkin.
bayraktar
Düğünü idare eden (kimse).
ulama (VII)
Bir çeşit cilt hastalığı.
bâzi (III)
Bazı, arasıra.
bayadan
Her zaman, çoktan beri, şimdiye kadar: Bayadan bu rahatı bulduğun mu vardı sanki?