Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 170/247 · üyeye göre sıralı
ceç görmek
Buğday yığınını harmanda ölçmek.
cıdamak (II)
Sabretmek.
sümsürük
Sümük.
burgaç (IV)
Odunları tutmak üzere arabaya sarılan yaş odun.
calbuk
Leblebi.
cağa (III)
demur (I)
Demir.
büzdeklenmek
Mızmızlaşmak, miskinleşmek, oyalanmak.
ağnak (II)
Anlayışlı: Ne ağnak çocuk.
uçunmak (II)
Sevinmek, coşmak.
sürüncemek
İş sonuçlanıncaya değin boş yere gecikmek.
cakılı
Kargaya benzeyen, eti yenen bir kuş, karatavuk.
cıdıl
Elin en küçük parmağı.
kadak (IV)
Kadar.
kaçık (III)
İlkbahar ya da sonbaharda birden bire esen kuvvetli yel.
ubarmak
Abartmak.
bülü bülü (II)
Tavuk.
burkuk
Burkulmuş ayak, kol v.s.
buncacuh
Küçük, az, kısa, hafif.
buhun
Bel sözcüğüyle birlikte kullanılır: Bugün öyle hastayım ki belim buhunum kırıldı.
burkazanlık
Fitnelik, dalaveracılık, fesatlık, laf taşıma: Burğazanlık edip de işi karıştırma.
burmak (III)
Hayvanların üreme organlarını burarak erkekliğini gidermek.
bucuk (I)
4-5 kişi ile oynanan bir çocuk oyunu, höt.
dek düşmek (I)
Uygun gelmek, rasgelmek.
itişken (II)
Kağnı oku.
alakabak (II)
Boşboğaz, sözünde durmaz.
bölâki
Az kaldı, olsaydı.
işkilli (I)
Herşeye heveslenen, her şeyi isteyen.
defli
Kötü kadın, ırz ve namusuna önem vermeyen, aşağılık kimse.
türüm türüm tütmek (II)
Bir kimseyi ya da bir şeyi çok özlemek.
cıdır (V)
Gurur, onur.
işimik
Yağsız ayranı kaynatarak elde edilen bir çeşit peynir, lor, ekşimik, çökelek.
bulanuk
Bulanık.
şamüzümü
Kalın kabuklu bir çeşit üzüm.
dedesakalı
Kırlarda yetişen, havuca benzeyen bir ot.
bokbokuna
Boşuboşuna.
debelleş olmak
Musallat olmak, dadanmak.
aşlanık etmek
Şaka yapmak.
budama (I)
Kasımpatı.
inseği
Ucu yanmış odun.
bılaşmak (II)
Bulaşmak.
inek memesi
İri taneli, siyah bir çeşit üzüm.
bılgımak
Çok olgunlaşmak (meyve).
inecek
Merdiven.
incicik
Kırk günlük çocukların vücutlarında görülen küçük sivilceler.
bıdamak
Budamak.
imiç
Sığırların derisi altında yaşayan, zeytin tanesi büyüklüğünde bir çeşit böcek.
beribenzer (III)
Eş, emsal, benzer: Bizim terzinin beribenzeri yoktur.
şefdeli
Şeftali.
berge (I)
Kayısı, zerdali.
şelek (VIII)
Şaşı.
beş (I)
Keçi, koyun ve sığır gibi hayvanların alınlarmdaki beyazlık veya böyle bir lekeye sahip olan hayvan: Beş dana, alnı beş.
bıdıraşmak
Konuşmak.
ilingir (II)
Zayıf, kuvvetsiz.
ilim ilim olmak
izini kaybederek uzaklaşmak.
darabuzun
Tırabzan, korkuluk.
belleme (IV)
: Yarım, yarıya kadar: Çuvalda belleme buğday var.
ilfar
Menekşe.
şeytandüğünü
Kasırga, bora.
berbeh, berbeh
Künk.