Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 173/247 · üyeye göre sıralı
beş (I)
Keçi, koyun ve sığır gibi hayvanların alınlarmdaki beyazlık veya böyle bir lekeye sahip olan hayvan: Beş dana, alnı beş.
hıldırhış
Çürük, yıkık, sağlam olmayan şey: Buna da ev denilmez hıldırhış bir şey.
belinlemek (II)
ağıda
Pekmez, şeker gibi tatlılardan yapılan koyu sıvı, ağda.
belleme (IV)
: Yarım, yarıya kadar: Çuvalda belleme buğday var.
çölenmek
Karnını doyurmak.
belen olmak
Uyurgezer olmak.
çölemen (I)
Taş parçası.
yaf yaf etmek (I)
Bir şeyi çok istemek, aramak: Görmüyor musun, ağzı yaf yaf ediyor.
heviç (I)
Havuç.
beddam
İğrenç, çirkin.
bediz
Heykel.
çöğür (III)
Kazma.
bâzi (III)
Bazı, arasıra.
beç (II)
Bedevre (kekliği tuzağa düşürmek için kullanılan aygıt) yapmak için kullanılan demir alet.
hervaniye
Geniş kollu, geniş bedenli bir çeşit cübbe.
çöçelemek (II)
Oyalanmak, iş yapar görünmek.
bayadan
Her zaman, çoktan beri, şimdiye kadar: Bayadan bu rahatı bulduğun mu vardı sanki?
bayraktar
Düğünü idare eden (kimse).
başarat (I)
Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi: Başaratım bağlandı da vaktinde yetişemedim.
başdutar
Başkan, elebaşı
arsatan
Arsız, utanmaz.
helpildemek
Kaptaki sıvı çalkalanmak: Bakraçtaki sütü helpildetmeden getir.
hellemelle
Çok pişen yemeğin dağılmış, erimiş durumu: Nohut hellemelle olmuş.
helhel (II)
Çaylak.
bastırmak (III)
Dişi hayvanı erkekle çiftleştirmek.
bir cimdik
İki parmak tutamı kadar.
hazna
Hazine.
vizik (I)
Güvercin palazı.
çoluş
Kağnıdaki bir çift öküze yardımcı olarak koşulan ikinci çift öküz.
basmahane
Matbaa.
birçek
Saç, kâkül, zülüf.
çokartmak
Yakmak.
havla (II)
Helva.
hatunparmağı
Uzun, beyaz bir çeşit üzüm.
çoh (II)
Deveyi yerden kaldırma ünlemi.
balma üzüm
Taneleri iri ve koni şeklinde olan, kurutulmaya elverişli üzüm.
vırık (III)
Ördek yavrusu.
çobaneli yalayan
Kertenkele.
bahara
Ocak.
hasek (I)
Ham meyve.
çizilmek
Dizilmek, sıra olmak.
harum (II)
Ot yığını.
hartkakan
Ağaçkakan.
acalmak (II)
Acıkmak.
bağırınmak
Bağırıp durmak.
parpıllamak (II)
vırık (I)
Cıvık.
vızzık (II)
Sigara artığı, izmarit.
bağdamı
Bağda çalı çırpıdan yapılan ev, kulübe.
haraza (VI)
Kuyuların ağzına geçirilen oymalı taştan yapılmış çember, kuyu bileziği.
çitmek (IV)
Fiske vurmak.
badal (VIII)
Akran, eş, denk.
hapaz hapaz
Avuç avuç: Hapaz hapaz üzüm aldım.
arkuru
Düz, doğru.
çiskinlik
Yağmur sonundaki ıslaklık.
ütükmek
Birdenbire üşüyüp ürpermek, tüyleri diken diken olmak.
babut (II)
Taze fasulye.
hampar (I)
Kaba yapılı, şişman.
vereb
Eğim.