Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 183/247 · üyeye göre sıralı
cibi cibi
Keçiyi çağırma ünlemi.
ciba (X)
Tandır karıştırmaya yarayan ucu demirli değnek.
sergen (V)
Bir metre çapında, iki metre yüksekliğinde silindir biçiminde mısır ambarı.
mac
Saban ya da pulluğun elle tutulan yeri.
sermen
Dokuma aygıtında kumaş sarılan yer.
alabacak (II)
Şeftali.
cızdah (II)
Zayıf adam.
cızdah (I)
Küçük parçalara ayrılmış koyun kuyruğunun kızartılıp, yağı alındıktan sonra kalan kısmı,
cızcız (II)
Haşhaş yağı ile yağlanmış ekmek.
cız (II)
Tohumları oraya buraya yapışan, tarlalarda görülen bir çeşit ot.
küvlemek
Birini başkasına karşı kışkırtmak, fitlemek.
sıçankuyruğu
Kaşık saplarına süs yapmak için kullanılan bir araç.
sığın (II)
Kuş sürüsü.
iylempe
Uyuşuk, beceriksiz: Ne iylempe bir kadın.
cırtlık parmak
Küçük parmak.
sızıh
Çizgi.
itsiyeği
Dikenli bir çeşit ot.
itizlemek
Ağız kalabalığı yapmak.
sıpatlamak
Sıvamak, yukarı çekmek (kol, etek, paça vb.).
sıpındır
Dayak, sopa.
cırtlak sakızı
Sakız çıkarılan bir cins ot.
cırtlak (VIII)
Bahçelerde yetişen, ilâç yapmakta kullanılan yapraksız yabanî bir bitki.
sırçaparmak
Serçeparmak.
sırgat
Hayvan sayımı yapan kimse.
alasabbah
Şafak vakti, alacakaranlık.
madımah
Semizotuna benzeyen, ilkbaharda kırlarda biten, yemeği yapılan bir çeşit bitki.
sıtahan
Su ile dönen dik taşlı bulgur değirmeni.
cırnak (II)
Çoban çantası denilen ot.
cırlak (VI)
Ocak çekirgesi.
cıngıllı püngüllü
Süslü püslü.
sibsi
sil (III)
Salya.
silimsi (III)
Temiz, titiz (kimse).
cıncıklı
Süslü.
sızınti
Az akan su.
cımışka (I)
Ayçiçeği tohumu.
sinekçil
Boz ve yeşilimsi renkli, küçük bir çeşit kuş.
cımbışlı
Güldürücü kimse.
singildemek
İnanışa göre sıkıntı çekmek: Mezarında singilde.
sinitmiş
Gizli iş yapan, sinsi.
alavuz etmek
Alevlendirmek, yalaza vermek.
işle
Nakış: işle ipliğini aldım.
alaz (II)
Soğuk ve don etkisiyle sebze ve meyvaların donması, don vurmuş sebze ve meyva: Dünkü soğuktan bahçelere alaz inmiş.
işkilek
Semerlerin arka ağacına çakılan çengelli demir.
soğan yahnısı
Kuşbaşı et ve küçük soğanlarla yapılan yemek.
cımbar (II)
Zayıf.
per (III)
Değerli ev araçları.
cılınt
Cirit.
işkaf
Dolap.
sor (II)
Çayır biçilirken sırayla toplanan ot bağlamları.
işitgen
Kulak.
akpampul
Güzel ve beyaz çocuk.
yeyilme
Kanser.
ako
Deli, serseri.
söbülâki
Çok uzun, yadırganan boyda (insan, ağaç vb. için).
cıdımak
Oyun bozanlık etmek.
sifinnik
Depodan değirmenin çarkına hızlı su veren dar delik.
cıbırlık
Fakirlik.
cıba (III)
Zayıf, ince ve küçük.
alışıh
Odunu kolay tutuşturmak için arasına konulan çalı çırpı, yonga.