Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 187/247 · üyeye göre sıralı
mêsimemek
Önemsememek.
buruntu
Sürgün, bağırsak bozukluğu.
tombuz (II)
Yumruk, boks.
tomsurmak
ilaançe
Karavana.
yüleme
Çivi düzeltmede kullanılan ufak çekiç.
iftermek
îtmek, kakmak.
bücük
Buzağı.
bok paklavat
Ivır zıvır, gereksiz şey.
sokumcul
Obur.
ıvmak
Acele etmek.
ışınlamak
Aydınlanmak.
boğmak boğmak
Fazla boğumlu.
toslak (II)
Bir yaşını geçkin dana.
bükmeç
Viraj, dönemeç.
boğdu
Boyuna, kulağa, başa sarılan sargı, örtü, yazma, çatkı.
boğaz geçmek (II)
Değirmende taşı döndüren milin çevresi delinerek, tahıl çark evine akmak.
boğaz düşmek
Bademcikler şişip boğaz ağrımak.
kulcur
Erkeklik bezi, haya.
mezelemek
asırtma
Semerin paldımının aşağı düşmesini önliyen ip, kayış.
ışcacık
Sıcacık.
aşgarlanmak
Çamaşır çok kirlenmek, pislikten renk değiştirmek.
ahmak hölüden
ince ve sürekli yağan yağmur: Bu günlerde yağan yağmur da tam ahmak hölüden.
ıskırtmak (I)
Savuşmak, kaçmak: Baktım beni işe tutacak hemen oradan ıskırttım.
kulağuz
Yol gösteren, kılavuz.
boduk (IV)
Ağaç kovuğu.
boduç (IV)
Yabanî bezelye.
ırz
Eğlencelik, kuru yemiş.
bobata
Mısır ekmeği.
badallamak (II)
Terslemek, çıkışmak, gülünç duruma sokmak.
tülenmek (I)
Tüylenmek.
bobaş
Böcek, küçük böcek.
bizmile
Değnek ucuna geçirilen madenî çivi.
bizgiç
Çarık dikmek için kullanılan demir, ağaç çivi.
bizden yeğinner
Çin, peri.
ırhak
Leylak ağacı.
uclanmak
Yararlanmak.
atgı (II)
Vergi.
mıhağat
iye, sahip: Galemine, defderine mıhağat ol.
ırgada
Su testisi.
ahırven
Tabakhanede deri temizlemeye mahsus çukur.
atıp eğirmek (I)
Birinin kötülüklerini sayıp dökmek: Benim ardımdan yine epeyce atıp eğirmişsin.
bitdek
Bir tane, bir tek.
ahar (IV)
Gurbet, dışarı yer: Ali ahardan gelmedi.
uf (II)
Yemek (çocuk dilinde): Sana uf pişirdim, yer misin çocuğum?
bir tevir
Bir tuhaf, bir çeşit.
ırg
Talih, şans.
songulağa
Son turfanda meyve, sebze vb.
uğurlar olsun (I)
Bir yolcuya söylenen iyi dilek.
bir cibitte
Çabucak.
koman (III)
Umut: Şu çalı altında komanım var, oradan bir tavşan kalkar.
ulku (II)
Sıra sıra, küme küme, art arda.
umbul
Bağ ve bostanlarda, evleğin enine bölümlere ayrılmasından ortaya çıkan eşit büyüklükte parçalar.
mızdı
Oyunbozan.
ıravık (II)
Biçilmiş ve demetlenmiş ekin.
milçek
Sinek.
urk (I)
Ön: Kitabını aç urkuna da çalış!
büvenmek
Kesilmek, tutulmak: Suyun önünü büvemişler.
urunca
Saklam, emanet.