Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 20/159 · üyeye göre sıralı
kıldırak
Çan. (
kıska
Arpacık soğanı. (
kıydırık
] Topal, bacağı eğri kimse. [gıyğışık]: (
kubur (I)
] Kürek kemiklerinin çıkıntılı yerleri: Kuburumda bir ağrı var. (
kunnamak
Hayvan doğurmak.
kurtkulağı
Yaprakları tüylü, kökün-deki sütten sakız yapılan bir çeşit bitki.
varyoz
küfle
] Tandırın hava deliği. (
küncü
mecene
] İri, büyük, hantal. (
mıhtan
Arpa.
momol
] Böcek, kurt. (
namazla
] Üstünde namaz kılınan örtü, halı, kilim. (
pangınot
] Kâğıt para. (
pöhrenk
] Yeraltında kapalı suyolu, künk. (
saka (I)
[-> sako -1]
seğrik
sep
] Çanak, çömlek yapıştırmaya yarayan bir çeşit macun. (
sıkgın (I)
] Bunaltıcı, sıcak, durgun (
sıypak
]
silbiç
süğlüç
Üvendirenin ucuna takılan minik kürek.
süğlüm
] Göğüs çökük, omuzlar çıkık, boyun eğik biçim için: Dedem de eycesinden ihtiyarladı süğlüm bir koca oldu. (
sümdüklenmek
] Gördüğü yiyecekten istemek, açgözlülük etmek. (
süsek
] Çok tos vuran (
şikirsiz
Sevimsiz, kılıksız.
tahtapabuç
Takunya. (
tanışık
] Bildik, tanıdık. (
tepsetmek
Kavgayı durdurmak, yatıştırmak.
ürye
] Dört yaşına dek erkek at. (
tığan
Yağ tavası.
üzellik
] Tütsüsü nazara iyi geldiğine inanılan kokulu bir çeşit bitki. (
üzengi
] Ayak tabanındaki çukur. (
tıngoz
[->tingoz -1]
gelberan
Yüksek dallardaki meyveleri toplamak için kullanılan çatalb sopa.
böbö
Bit.
diglenmek
Dinlenmek.
kak (I)
Meyve kurusu.
evermek
Evlendirmek.
seme
Aptal, sersem, budala.
terece (I)
Eski evlerde ocağın iki yanındaki kalın duvarlar oyularak yapılan ve ufak tefek şeyler koymaya yarayan göz.
yumah, yumak (I)
Yıkamak.
kirman (I)
Elde yün eğirmeye yarayan araç.
kıyak (I)
Güzel, biçimli, yakışıklı, düzgün giyimli.
öncü (II)
Kılavuz, önder.
kakırdak (I)
Eritilmiş iç yağı ya da kuyruk yağından kalan posa.
hora geçmek
Hoşa gitmek, işe yaramak: Getirdiğim üzümler çok hora geçti.
biyol (II)
Bir kere.
payam (I)
Badem. ]: ?-Kn.) [payem
sile (I)
Ağzına değin dolu, tam.
eşgin (I)
Atın tırısla rahvan arası yürüyüşü.
pusmak (I)
Korkudan sinmek, saklanmak, büzülmek, ses çıkarmamak.
enenik
İğdiş edilmiş hayvan. ] î
öğüncek (I)
Kendi kendini öven, övüngen.
yama (I)
Dik yer, bayır, yokuş.
kızana gelmek
Dişi kedi ve köpek erkek istemek.
apış kurmak
Bağdaş kurmak.
göz belertmek (I)
Hiddetle ya da korkutmak için gözlerinin akını göstererek bakmak: Hem kabahatlisin hem de göz belertiyorsun.
elenti (I)
Arpa, buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş kısmı.
eten (I)
însan ya da hayvan eşi, sonu.