Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 227/247 · üyeye göre sıralı
araçığ
Aralıklı.
soyha (III)
Erkeğin üreme üreme organı.
söbek (I)
El değirmenlerinde alt taşın ortasındaki ağaç çivi.
oğuş
Bereketli, çok: Bu yıl mahsulat oğuş oldu.
sungun
Durgun, çekingen, soğuk: Çok sungun duruyor.
abli (I)
Sönmeye yüz tutan ateşin üzerini kaplıyan beyaz kül tabakası.
süleymencik
Küçük kertenkele.
kodikçi
Yontulmuş tomruklar yapıp taşıyan kimse.
süvecek
iş yaparken giyilen giysi.
aspa çıksın
Ne olursa olsun.
şadra
Yağsız, arık, sinirli et
şapır
Çok konuşan, geveze.
şavır
Bilgi, duyuru.
şebek (I)
Topaç.
koçaç (II)
Arabacı.
şerbetlik (I)
Sevinmelik, bahşiş.
ataklaşmak
Karşılıklı ağız kavgası yapmak, atışmak.
şevet
Demir.
şıpıdık (II)
Sırılsıklam, suya batmış.
şırtdüğüm
Kördüğüm.
şifşirlemek
şikerte
Tarlanın küçük bir bölümüne dost için ekilen ekin.
kocik (I)
Bir çeşit kadın ceketi.
şinepe
Tatlı bulaşığı, yapışkanlık.
şiptirme
Hoppa, oynak kadın,
şorullah
Şuraya doğru.
şuncacuh
Şu kadarcık.
şüyüt
Tarakotu.
avalak
Tembel, alık, aptal.
kitret gütmek
Kin beslemek: Birbirinize kitret güdecek ne var?
takaza etmek (II)
Ayak-yoluna gitmek, pislemek.
talambıç
Kuş yuvası.
talambuç
tapan sırığı
Ekilen toprağı düzlemeye yarayan ağaca takılan sırık.
avkalamak (III)
Köpek koparmadan, az ısırmak.
tartılamak
İki elle kaldırılan taşı ileri geri sallayıp hızlandırarak atmak.
tatuh
Kadının üreme organı.
kipidetmek
Gözünü kırpmak.
kiğçe
Çok hafif, sünger gibi, beyazımtırak bir taş: Kiğçe, suda batmaz.
kızrık
Kavrulmuş, yanmış: Et kızrık oldu.
taylasan
Eskiden, başa sarılan sarığın sırta uzanan bölümü.
teknâşi
Teknenin hamurlarını kazımaya yarayan araç.
telestik
Tez, ivecen: Telesük gidir.
teneyh
Üzüm kütüğü.
terpoş
Büyük tabak.
kızık (V)
Oyunda yenilen tarafa verilen yumruk cezası.
ayeriği
Yabaneriği.
tevgede
İşsiz, başıboş.
tevgende
teyak
Destek, dayak,
kızak kılmak
Kızak kaymak.
kıyın gücün
Güçlükle, zar zor: Kıyın gücün geçinip gidiyoruz.
kıygın
Arduvaz taşı, kayağan taşı.
tıkdelen
Ağaçkakan.
tırğıç
Yemeğin suyunu çekerek tanelerin birbirine yapışması için.
ayırdım
Yol ya da su yollarının birleştiği yer, ayrım.
tırıltı
Dışkı, pislik.
tısırık
Aksırık, hapşırık.
aza
Başsağlığı.
tıvgıtmak
Kırıştırmak, buruşturmak.