Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 228/247 · üyeye göre sıralı
tiggat
Dikkat.
kesilmek
Şıra kaynadıktan sonra içinde bulunan pekmez toprağı dibe çökmek, durulmak: Şire kesildi mi?
tinsiz
Aptal, anlayışsız.
tintirik
Fiske.
tirelelli
Kendisini varlıklı gösteren.
toğtaşmak
Çevreye, işe alışmak, uymak.
azvay
Ekşi yapraklı bir çeşit çalı kökünden kaynatılarak yapılan, göz ağrılarına iyi gelen em.
kışıyak
Ispanağa benzer bir yaban bitkisi.
toklubaşı
Bir çeşit kır bitkisi.
baca başı
Ocağın dış duvarı üstünde lamba, kibrit vb. konulan sergen.
tolanbaç
Dönemeç.
tonkurdak
Deve ve katırlara takılan büyük çan.
kıstalamak (II)
Daraltmak, bunaltmak: Hasan, Aliyi tarlada kıstaladı.
kıskıt
İyi kızarmış tandır ekmeği: Ne kıstı ekmek.
kısağı (II)
Çevresi sarp ve engebeli yer.
baldırı cıplak
Kendini bilmez, yoksul.
kısağı (I)
Davarlarda omuz başı ile sağrı arası, bel kısmı: Et aldım istersen kısağıdan aşağısını sana vereyim.
tosulamak
Güç ve hırıltılı soluk almak.
totahami
Kimi hastalığın belli zamanlarda belirmesi.
balık
Semer içine konan keçe parçalan.
töpheli
Alevi.
tullamah
Pırlatmak.
kıroğ
Saçı kırlaşmış adam.
tutalık
Sara hastalığı.
kıreli
Yabanıl, dağlı: Bir sürü laf anlamaz kırelliler toplanmışken oralarda kim durur?
uccalığından
Sessizce, yavaştan.
abızambak (III)
Yaprağı astımlı hastalar tarafından sigara yapılarak içilen bir çeşit ot.
kıra çıkarmak
Kızını gelin etmek.
umursanmak
Kırılmak, darılmak, gönüllenmek.
urvuya
Yarım Mahmudiye altını.
uymaca ahıl
Başkalarının sözüyle etkilenip sataşan, kavga çıkaran kimse.
üllün körü
Hakaret sözcüğü, elinin körü.
kımılkızı
Durmadan kımıldayan, hareketli.
ünlüğe getirmek
Yapmak, yaratmak, ortaya çıkarmak.
üse
Bön, saf.
üsküle
Büyümemiş, küçük soğan.
üzgeç
Yüzgeç.
varya
Büyük çekiç, balyoz.
velhem
Merhem, em.
velveleci
Gürültücü.
venğirdemek
Köpek yavrusu ürümek, bağırmak.
verginen
Ver: Gamçıyı mana verginen.
kıjgırmak (I)
Ateş kuvvetlenmek, alevlenmek.
vızık (I)
Sigara artığı, izmarit.
vızık (II)
Sinek.
kığılamak (II)
Koyun, keçi, deve gibi hayvanlar pislemek.
yabanlı
kıbıçkan
Semizotu.
aştiya
Bahçe ve tarlalara göz değmesin diye asılan insan şeklindeki bez, korkuluk.
yalacan (I)
Derin olmayan, yayvan (tabak, çanak vb. nesneler için).
yalınyalburdak
Gelişigüzel.
yandak
Dikenli, tez üreyen bir çeşit yabanıl bitki.
yarak
Gerekli araçlar.
yaygı (I)
At arabası.
ketim yitirmek
Dedikodunun eksiğini tamamlamak: Buraya ketim yitirmeye gelmiş.
yazı yaban
ağızlatmak (II)
Kesici bir aletin ağzına yeniden çelik koydurtmak: Baltayı ağızlatmağa gönderdim.
yelemek
işi için başvurmak, dolaşmak.
yelmük
Ekin aralarında biten bir çeşit asalak ot.
kestirme (I)
Büyük kazan.