Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 229/247 · üyeye göre sıralı
yer kımranmak
Deprem olmak: Bu gece yer kımrandı.
yornuh arnıh
Yorgun argın.
yörân
iyi yürüyen, eğitilmiş hayvan.
yumak (II)
Kaya aralıklarında yetişen, çime benzer bir çeşit ot.
yüzğen
îyi yüzen.
bennenmek
Başkasının malına sahip çıkmak, tapulamak.
pına
Eski, parça parça.
onmak
İşi iyi gitmek.
oñşatmak
Kaldırmak, yükseltmek.
kesegen (II)
Erkek domuz.
zebert
Ağır, keskin kokulu bir çeşit esans.
kerk (I)
Mısır ekmeği.
zerpli
Güçlü: Zerpli vurdu.
keresimek
Pekmez ekşiyip köpürmek.
zık çalmak
Oyunda yenilenin ayaklarından tutarak kalçasını yere vurmak.
kerçiman
Becerikli, iş bilen.
zıngıreç
Tahterevalli.
zırt getmek
Ters davranmak, zıt gitmek.
zirciyh
Şımarık.
zukkum
abah
Şaşma bildirir ünlem.
kemçilemek
Ağız eğmek, söyleneni yineleyerek alay etmek.
keleğe
Tarla faresi.
ağarı
-den beri, -den başlayarak.
adamlık
Görgülü olma, insanlık, saygıbilirlik.
kefe (III)
Semercilerin kullandıkları bir araç.
kedeme
Elbisede pili, kırma, fisto vb. süsler.
aşıra gitmek
Kendinden geçip düşmek, dermanı kesilerek kendini bırakıvermek: Durup dururken adama bir hâl oldu, olduğu yere aşıra gitti.
eğnenmek (I)
Herhangi bir giyeceği giymeyip, sırta almak.
keçemene (I)
Yosun.
keçelinak
Hindi büyüklüğünde, başı çıplak, kara tüylü göçmen bir kuş.
abiriz
Aptesane, ayakyolu.
bi kerem
Aslında.
cavabir
Kuru badem.
caş (II)
Mısır unu, yağ, şeker ile yapılan çocuk maması.
kayırmez
Rica ederim, lütfen: Kayırmez bana bunu ver.
kayakirpisi
Deniz kestanesinin fosili.
dişi gannında
İçinden pazarlıklı, düşmanlığını gizleyen, kinini belli etmeyen.
kavuklu yağmur
İri taneli bahar yağmuru.
erkillik
Özgürlük.
eğneline dönmek
Birisine, dileğince hizmet etmek: Ben bir köylü kızıyım, onun nasıl eğneline döneyim.
kavramak (II)
Sancılanmak, ağrımak.
biredi
Toptan.
aşı karaköy
Bir çeşit kara üzüm.
hareyçılıh
Aracı: Asırgilnen Abbasgil döğüşende hareyçılıh elledim. Belime ele bir daş hehledi ki.
katılamak
Bel ya da parmak gibi eklem yerlerinden ses çıkmak, kütürdemek.
kaşkarası
Alaca karanlık.
kerc
kaşeğrisi
Dargınlık, küskünlük, güceniklik.
nalınga
Takunya.
kartulı
Kurum, is.
kartmah
Kavun kabuğundaki pürtükler.
tavukkaydıran
Kışın yürünemeyecek denli kaygan olan buz : Bu sabah tavukkaydıran olmuştu, komşuya gidemedim.
karpışta
Bir çeşit basit yazlık ev, yayla evi.
zığıl
Dişeti, damak.
çöğmen çıkrık
Tahterevalliye benzeyen, yalnız iki ucuna binince dönen, bir çeşit çocuk oyuncağı.
çülüklü kazma
İki ağızlı kazma.
ünkülenmek
Bekinmek.
bocca (I)
Davar ve sığırlarda görülen bir çeşit hastalık.
şanğal şunğal
Eğri büğrü.