Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 231/247 · üyeye göre sıralı
hırızman (II)
Gerdek gecesinden bir gün evvel yapılan gelin hamamı.
hıntıbı
Güç.
barazıt
Kökten süren ve ağaca zarar veren sürgünler.
oyi
Nasıl olsa.
hınamlanmak
İçlenmek, kederlenmek.
hıllıklamak
Şüphe etmek, sezmek.
hılca
Taze mısır: Hılca ateşte kızartılır.
heydirmek
Ağdırmak.
hevtiklenmek (II)
Duraksamak.
batdal
Biçimsiz, kullanışsız, elverişsiz: Bir tencere aldım eyi sağlam ama çok batdal.
pınâre
Baca.
bayanda
Herhangi bir şeyin devrilmemesi için vurulan destek, payanda.
herkele
Ayakkabı çekeceği.
hergeldi (II)
Küçük, ufak tefek.
çağmel
Boynuzları ay biçiminde hayvan: Ömer'in çağmel öküzünü alacağım.
hergeldi (I)
Kırık, delik.
behdemsiz
Beceriksiz, eli işe yakışmaz, kabiliyetsiz.
herenlik
Küfe.
arnık
Yağmur yağdıktan sonra nemlenen, gevşeyen toprağın durumu.
pısıl pısıl
Alçak sesle konuşmak, fısıldamak (için), fısır fısır.
hengi (III)
Şiddetli sancı.
çetil
Fidan.
berkiştirmek (II)
Bastırmak (kelimelere).
helün (I)
İrili, ufaklı boncuk.
öge geçmek
Öne geçmek, öncü olmak.
bezaz
Lamba şişesi.
hekel
Hasta hayvan: Bu kuzu hekel de onun için sürüye katılmıyor.
bıcırgan (II)
[-> bıcılgan I]
haylecene olmak
Göründüğü gibi, öylece olmak: Gördün mü işte haylecene olacak.
öğrenik
Öğrenmiş, öğretilmiş.
arkalayı
Kendi yokken, gıyaben, arkasından.
bıldırki
: Evvelki, geçen.
bıtmak
Sıkıştığı yerden birden kurtulmak: Balık elimden bıttı.
hasgal
Yarı olmuş meyve. ];
hasen (II)
Kıvamı bozulup pelteleşen şey.
hasen (I)
Balkabağının yenilmeyen çekirdekli kısmı.
harzıval
Çerçöp, odun, kömür döküntüsü.
harpadan
iki şeyin birbirine sımsıkı yerleşmesini anlatır: Şişenin gapağı harpadan oturdu.
bizik etmek
bôca
Bu gece.
boçca (III)
Kekliğe benzeyen ve turaç denilen kuşun dişisi.
bodam (II)
Küçük çapa.
bögürmek
İnek gibi bağırmak.
harhapan
Perişanlık.
harama (II)
Duvarı sağlamlaştırmak için taşların arasına konulan direk, hatıl.
bot (V)
Kuyruksuz, kuyruğu kısa (kuş).
böci
Yüksek yerlerde yetişen, karaağaca benzer bir ağaç.
böşemek
Kabarmak, gevşemek, erimek (kar).
çövmek
Dikine uzanmak.
hanğıd olmak
Yaşlanıp çirkinleşmek.
hançar (I)
Yalnız dış kısmı yanıp kömürleşen kütük.
buğay
Kuyu derinliğindeki buzul yarığı.
hamtatlı
Yeşili çok, hafif pembe renkli, oval bir çeşit erik.
çuğullamak (I)
Ara bozmak.
hamsıkolu
Hamsi, mısır unu ve sebze karıştırılarak yapılan bir çeşit ekmek.
bulul
Küçük küp.
dabsak
: Aç gözlü, doymaz.
öldürkü
Bakımsızlıktan gelişememiş.
hampuç
Çatı.
hamçık
Ağzını yayarak şapırtı ile yemek yemeyi anlatır.