Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 34/159 · üyeye göre sıralı
boğaz açmak
Bitki diplerindeki toprağı gevşetmek.
karaca (I)
Soğan tohumu.
beşik örtüsü
İki yana akıntısı olan çatı.
öğür (II)
Aynı yaşta olanlar, yaşıt.
küt olmak (I)
Kötürüm olmak, bacakları tutmamak.
ağacalık (I)
Bir iş yapana ücretinden başka verilen şey, para.
yarlığamak
Bağışlamak, korumak.
yöntemsiz
Yeteneksiz, beceriksiz.
çullu kuduz
Elbisesini çabuk eskiten ve yırtık pırtık gezen
küşne
Burçak.
çalmar
Üstü açık, çalılarla ve taşlarla çevrilmiş ağıl.
tengerlek (I)
Yuvarlak.
elik (I)
Dağ keçisi, karaca.
şişgin
Onurlu, kibirli.
dilli düdük (II)
Söğüt, kavak gibi ağaçların ince dallarından, kamıştan yapılan bir çeşit düdük.
yelikmek (I)
Şımarmak, yaramazlık yapmak.
cıngıllı (I)
Süslü.
angsırık
Aksırık.
eme (I)
Hala, babanın kız kardeşi.
şinanay (I)
İdare lambası.
çepin
Küçük çapa. ] [çepen
ağaç balı
Kayısı, erik, badem gibi ağaçların gövde ve dallarından sızan zamk.
sepet (I)
Değirmende, buğdayın döküldüğü kesik koni biçiminde yer.
cıngıl (II)
İnci, boncuk, gümüş ve altından yapılmış süs eşyası.
çom (I)
Küme, topluluk.
çitçit (II)
Çıt çıt, fermejüp.
kırkma (I)
Alnın üzerine sarkıtılan kısa kesilmiş saç, kâkül.
karagavuk
Hindiba.
pekmezkefi
Kula ile doru arasında bir at donu.
gıraç
Verimsiz, kolay sulanmayan toprak.
dalga (I)
Kitap ve defter yaprağı, sayfa.
bakara
Makara.
artıklamak
Yemekte artık bırakmak.
kör (I)
Tahıllarda görülen sürme hastalığı.
aşırma (I)
Kova, bakraç.
işçimen
Çalışkan, becerikli, iş bilen.
kofalmak (I)
Gururlanmak, övünmek.
çilkim
Küçük üzüm salkımı.
yollu (I)
Kötü yola düşmüş kadın.
dıydıy (I)
Sivrisinek.
ket vurmak
Engel olmak.
filke (I)
Musluk.
cıngıldak
Bir çeşit tahterevalli.
cıbar (I)
Bebeklikten çıkmış çocuk.
ev şenliği
Bir kimsenin karısı, eşi.
deremet (I)
Hazırlık, sağlama, toplama.
dığdığının dığdığı
Uzak akrabalığı anlatmak için kullanılan deyim.
hopal (I)
Yabanî güvercin.
yarıntı (I)
Sel sularının açtığı yarık, oluk.
yazağzı
İlkbahar.
halebi
Altmışbeş santimetre boyunda bir uzunluk ölçüsü, arşın.
bırakmak (I)
Yavrusunu vakitsiz doğurmak, düşürmek
gelinertesi
Gelin geldiğinin ertesi günü, gelini görmek için yapılan toplantı.
kova (I)
Hasır örülen ot, saz.
avcıl
İyi av avlıyan hayvan.
gene
Kene.
şebit (I)
Yufka.
goşam
Bir ya da iki avuç dolusu.
göğce (I)
Ağaçlarda görülen ve asalak olarak yaşayan bir bitki, ökseotu.
beşkardeşler
Beşi bir arada bulunan terazi yıldızı.