Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 37/159 · üyeye göre sıralı
ponçak (I)
Saçak, püskül.
pusarmak (I)
Hava bulutlanmak, kapanmak, puslanmak.
çökündür
Pancar.
cızıkmak (I)
Son hızla koşmak.
ersek (I)
Erkeğe düşkün kadın.
bay olmak
Zenginleşmek, zengin olmak.
kıkırdemek
Kıkır kıkır gülmek.
kerçine
İnadına, aksine.
pırla
Topaç.
cıngıl (III)
Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç.
kelim
Eğri boynuzlu koç, keçi.
peketmek
] Kapatmak: Kapıyı peket de gel. (
büğlemek (I)
Su fışkırmak.
yeğinlemek (I)
Artmak, güçlenmek
dutak (I)
Sapanı elle tutarak idare etmeye yarayan çatallı ağaç.
zilli (I)
Oynak, adı kötüye çıkmış.
kurum (I)
Yaradılış, biçim, yapı: Yüzünün kurumu tıpkı bizim Süreyya·ya benziyor.
çöyneşmek
El, ayak ve diğer organlar uyuşmak.
inemek (I)
Erkek hayvanı enemek.
tezkire (I)
Küçük sepet.
tırık (II)
Sürgün, ishal.
gedmek (I)
Gedik açmak, delmek.
çerken
Uçurtma.
iğdin
Bozuk, cılk yumurta.
çepik (II)
Meyve konulan sepet.
hobuç etmek
Çocuğu sırta almak.
tartaklamak (I)
Karıştırıp düzenini bozmak, dağıtmak.
garsamba (II)
İnsana yük olan, tembel
avutgan
Aldatıcı, avutucu.
çaşıtcı
Gözet-leyici.
çargat
Başörtüsü.
hışır olmak (II)
Çok yorulmak, yorgun olmak.
oturmakçı
Konuk: Akşam bizde oturmakçılar vardı.
garcaşmak
Karışmak, birbirine girmek: Ortalık bir garcaşdı ne olduğunu bilemedim.
çalkağı (I)
Pamuk kozasını temizlemekte kullanılan en seyrek kalbur.
geniş geniş
İnek çağırma ünlemi.
hel (II)
Kartal.
ça (I)
Öküz, manda, keçi vb. hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi.
kızıllanmak (I)
öfkelenmek, hırslanmak.
kiçi (I)
Küçük, ufak.
gamaşmak
Kamaşmak, uyuşmak
gaba guşluh
Sabahla öğle arası.
kıvırma (I)
Saraylı da denilen bir çeşit tatlı.
gücü üzülmek
Canı sıkılmak, üzülmek.
fiddirik
Oynak, hoppa, hafif kız ya da kadın.
saramuk
Hastalıklı, arık, cılız: Saramuk adam.
sazak (III)
Sivilce, çıban, ergencelik.
çıvdırgın
Çıldırmış, deli
gülümek
Koyun, keçi kırkılırken ayaklarını bağlamak.
kıs kıs (I)
Köpekleri kızdırma, kışkırtma ünlemi.
evlek kırmak
Sürülecek tarlayı eşit parçalara ayırmak.
evsecek
Tahılın taşlarını ayıklamakta kullanılan budaksız ağaçtan yapılmış az kenarlı tepsi.
aside
Yağ ve una pekmez veya şeker karıştırarak yapılan bir çeşit tatlı, helva.
kıncıfır (III)
! Sözünde durmayan, dönek kimse.
püskürgeç
Püskürteç.
düzmeci
Yalancı.
başaratlı
Becerikli
başakçı
eftik (I)
Zaman geçirmek için ufak bir işle uğraşma, eğlenme. ] s
parduç (I)
Fırının, tandırın içini temizlemekte kullanılan sopanın ucuna bağlanmış bez parçası.