Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 43/159 · üyeye göre sıralı
sekirdeniyarma
Bir çeşit sığır hastalığı: Benim inek sekirdeniyarmadan öldü.
diş aşı
Çocukların, ilk dişi çıktığı zaman, buğday, bakla, fasulye ve nohut pişirilerek yapılan, eş dostla yenilen aş.
ham etmek
Çocuk dilinde mama yemek: Haydi çocuğum mamanı ham et.
sakağo
Çalıdan yapılan süpürge.
dıraat
Korucu, kır bekçisi.
sanra (I)
Nezle, soğuk algınhğı.
pinavun
Kış için hazırlanan yiyecek
pinik (I)
Küçük köpek, fino.
deveçökerten
Kurak ve sert topraklı yerlerde yetişen, sarı çiçekli ve çok dikenli yabanî bir ot.
deşgel
Karnı şiş, koca göbekli
başala parmak
işaret parmağı.
dere biçiği
Birkaç derenin birleştiği yer.
hopsa (I)
Üvendirenin ucundaki demir parçası.
pöslük
Hayvan dışkılarının atıldığı yer, gübrelik, çöplük: Sizin pöslüğün etrafını iyi çevir.
cıbacık
Yeni doğmuş tüysüz yavru.
pıçak
Bıçak.
purtarmak
Yüzü gülmemek, surat asmak.
şapalah, şapalak (II)
], şep ] Kamçı ucundaki kösele parçası.
acarıh
Zayıf, cılız, hastalıklı.
andır kalmak
Miras kalmak, ölüden artakalmak
bapba
Küçük çocuk ayakkabısı.
darpadan
Birdenbire, hemen: Darpadan kalktı.
pargaç
Kazan, bakraç.
bangış
Dişi yaban domuzu.
örceleşmek (I)
Kavga eder gibi tartışmak.
angıt (I)
Bir çeşit çekirdeksiz dut.
kalleç
Dönek, kötü, sözünde durmayan.
örüstü
Ayaküstü, ayakta.
damar otu
Sulak yerlerde biten, ince damarlı, geniş yaprakları iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılan bir ot.
cavıldak
Konuşkan, sıcak kanlı.
öğey
Üvey.
öğrünmek
Sallanmak: Yolda yürürken öğrü-nüyor.
dağ böğrü
Yamaç.
cağ kemiği
Kolun döner kemiği.
aşbincik
Çocukların yemek oyunu.
çur (III)
Sarışın, açıksarı renkli.
hırtlak (III)
Olmamış, ham kavun.
kabartlak (I)
Olmamış incir.
kandalay
Tahtakurusu.
itsarmısağı
Soğa-nak da denilen keskin, fena kokulu bir çeşit ot, yabanî sarmısak.
arcak durcak
Tertemiz.
obsa
Üvendirenin ucundaki yassı demir.
ilgik
Düğme iliği.
ocakeşeği
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı ve ön tarafı başlıklı demir araç, sacayağı.
busak (III)
Bu kez.
ağdırış eğdiriş
Tahterevalli oyunu.
hakırdak
Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posa, kıkırdak.
hafkurmak
Havlamak.
hadah
Çiftçilerin yanındaki yardımcı çocuk, yamak, çoban.
bulutu
Özel bir rengi olan, iri taneli üzüm.
habaran
Pisboğaz, obur.
henteş (I)
Akran, yaşıt, arkadaş.
gün eğilmesi
İkindiden sonraki zaman.
bulaf
Sulu çamur.
çirtermek (II)
Ağaçlar tomurcuklanmak.
güdü yeri (I)
Otlak.
güdülgü
Odun parçası, kısa ve kalın sopa.
hakuka
Duvar altından geçen su yolu deliği.
çinçavat
Bencil, açıkgöz
guyruğlu
Akrep