Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 44/159 · üyeye göre sıralı
bulaf
Sulu çamur.
çirtermek (II)
Ağaçlar tomurcuklanmak.
güdü yeri (I)
Otlak.
güdülgü
Odun parçası, kısa ve kalın sopa.
çinçavat
Bencil, açıkgöz
guyruğlu
Akrep
acer yeni
Yepyeni, çok yeni.
gurdalamak
Kurcalamak, karıştırmak.
guluç
Ağrı, yel.
böğelek (II)
Ökse otu.
purtarmak
Yüzü gülmemek, surat asmak.
pöslük
Hayvan dışkılarının atıldığı yer, gübrelik, çöplük: Sizin pöslüğün etrafını iyi çevir.
pinavun
Kış için hazırlanan yiyecek
pinik (I)
Küçük köpek, fino.
çızak
Tahterevalli. ] s
pıçak
Bıçak.
itsarmısağı
Soğa-nak da denilen keskin, fena kokulu bir çeşit ot, yabanî sarmısak.
görek (III)
İyi gören
gönderi gitmek
Uğurlamak, yolcu etmek.
çıtlık (III)
Çalı kuşu: Dere kenarındaki çalılıkta çok çıtlık var.
çıtır pıtır (II)
Ufak tefek
pargaç
Kazan, bakraç.
govuk (II)
Taş, toprak, ağaç gibi her hangi bir şeyin içine doğru uzanan boşluk,
çık (I)
Temiz, karışığı olmayan.
gosgos
Gururlu, kibirli, kendini beğenen.
giriftiri
Orak.
örceleşmek (I)
Kavga eder gibi tartışmak.
gibiz
Zayıf, cılız.
çerçibe
Çerçeve.
karmakudal
Karmakarışık.
ısmalak
Ispanak.
gıdılanmak (II)
Gereksiz ve devamlı söylenmek.
kartalmak
İhtiyarlamak, kartlaşmak.
kayakekici
Kertenkele.
öğrünmek
Sallanmak: Yolda yürürken öğrü-nüyor.
örüstü
Ayaküstü, ayakta.
sakağo
Çalıdan yapılan süpürge.
ayak döşeği
Nişan takılırken kızın ayağının altına serilen kumaş.
çengel otu
Yemeği yapılan yaban enginarı, kenger otu.
germager (I)
Kapının ardına kadar açık olması hali: Kapıyı germager açtı. ] s
ayakçalı
Sacayak.
obsa
Üvendirenin ucundaki yassı demir.
ocakeşeği
Ocakta odunları dayayarak çatmaya yarayan üç ayaklı ve ön tarafı başlıklı demir araç, sacayağı.
çekürge
Çekirge: Bu sene ekinleri çekürge bastı.
biriginti
Toplantı.
gedele (I)
Bağ çubuklarını toprağa daldırarak çoğaltma yolu, çelikleme.
geçük
İhtiyar.
gayıl olmak
Razı olmak, yetinmek, kabul etmek.
nezgep
Kadınların başlarına taktıkları üstü işlemeli ve altınlı başlık.
hopsa (I)
Üvendirenin ucundaki demir parçası.
cağ kemiği
Kolun döner kemiği.
gaşukluk
Kaşıklık, kaşık kutusu.
mıdıranmak
Kendi kendine söylenmek, mırıldanmak.
mıtırıp (II)
Çingene.
garsambaç
Buzlu şurup.
garaltı (III)
Karartı.
garalmak
Kararmak
garağı
Ağaçtan nıeyva toplamakta ve yığın halindeki sapları dağıtmakta kullanılan çatallı ağaç.
kırkkıvrım (I)
Hayvanların kat kat olan miğdesi, şirden.
maniye
Domates.