Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 59/159 · üyeye göre sıralı
ikilemek (I)
Tarlayı iki kez sürmek, aktarmak.
güney
Her zaman güneş alan yer.
çemkirmek (II)
Köpek, olduğu yerde kesik kesik havlamak.
badı
Kaz yavrusu.
başak çekmek
Tohumluk için, harmana serilen demetler arasından iyi başaklar ayırmak.
arpalama
Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.
terek (I)
Raf, sergen.
çara (I)
Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı.
haykırmak (I)
îleri götürmek: Şu davarı öte haykır.
kınamak
Ayıplamak,
zılgıt (II)
Paylama.
yön (I)
Yüz, alnaç.
uylaşmak (I)
Uzlaşmak, anlaşmak.
imece
Birçok kimselerin toplanıp elbirliğiyle bir kişinin işini görmesi.
buharı
Baca.
yermek (I)
Birinin ardından kötülüğünü söylemek, bir şeyi beğenmemek.
cip (I)
Hep, bütün, çok.
üstelemek
l.Ayak diremek, üstüne düşmek.
yüklü (I)
Gebe.
kakalamak (I)
İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.
bağdaş
Ayakkabı, pabuç, bir çeşit terlik, yemeni. ]. ].
göz (II)
Oda: Evimiz iki göz.
sömürmek
Hepsini birden bitirmek, silip süpürmek
kirtik (III)
Rüşvet:
gök (II)
Mavi, masmavi.
düğ pilavı
ince bulgurdan yapılan pilav.
çalmak (I)
Yoğurt yapmak için sütü mayalamak.
aa (I)
Hayır, yok, olmaz, istemiyorum anlamına gelir: Karnın aç mı? Aa!
deşmek (I)
Delmek, yarmak, yara açmak.
dirliksiz
Geçimsiz, huysuz.
keşik (I)
Sıra, nöbet.
katmer (I)
Arasına kaymak ya da yağ sürülerek katlanmış yufka ekmeği.
savsaklamak
İşi ağır almak, geciktirmek, oyalamak.
çeten (I)
Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet.
yitik (I)
Kayıp.
gecekuşu
Yarasa.
süzek (I)
Süzgeç, sıvıları süzmekte kullanılan gereç.
evelek
Yaprakları yenilebilen, tohumlarından da çay yapılan ıspanağa benzeyen bir çeşit ot, labada.
şişmek (I)
Onurlanmak, kibirlenmek.
ağı (II)
Zehirli ot.
uğunmak (I)
Ağlaya ağlaya bayılmak, kendini yitirmek.
cücük (II)
Tomurcuk.
ekece (I)
Kabadayı, efe halli.
kücü (I)
Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak.
göğermek (II)
Vurma ya da çarpma sonunda vücudun her hangi bir yeri morarmak, çürümek.
döngel (I)
Muşmula.
düzmek (II)
Düzene koymak, süslemek.
yonmah, yonmak
Yontmak.
ocak (III)
Fide ya da ağaç dikmek için açılan çukur.
çılk (II)
Bozuk, çürük, kokmuş.
kip (I)
Uygun, tıpatıp gelen.
yavuhlu, yavuklu
Nişanlı, sözlü.
gömeç (I)
Bal peteği.
haçan
Ne vakit, ne zaman: Haçan sizin eve geldimse boş bulamadım.
selinti
Sel sularının sürüklediği çerçöp.
zıngıldamak (I)
Sarsılmak, titremek, yerinden oynamak.
el öpmelik
Gelin ya da güveye, kaynana ya da kayınbaba tarafından verilen armağan. ] s
badırdaşmak
İşaret parmağı,
çitme (I)
Çifte.
pavkırmak (I)
Çok öfkelenmek.