Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 75/159 · üyeye göre sıralı
güre olmak (II)
At ve eşek çiftleşmek istemek.
deprem
Zelzele, yer sarsıntısı.
dığıldanmak
Küçük çocuk kendi kendine söylenmek, mırıldanmak.
harana (II)
Çok geniş
peleş (III)
Boynuzları yana ve aşağıya doğru uzayan hayvan: Bizim öküz peleştir.
gümenli
Gebe kadın.
öksüztakkası
Lapa lapa yağan kar.
oynama
Küçük çocuklarda olan havale hastalığı.
önemek
Gözetlemek.
oturum (III)
Sürek avında avcıların av bekledikleri yer.
ohtu
Vakit.
odalacak
Ateş küreği.
oğadar
O denli.
çeperlik (I)
Yağmurlu, çamurlu hava: Çeperlik olmadan harmanı kaldır say dik.
billi (III)
Çelik çomak oyununda çelik.
guştiri
Kertenkele.
nivik
Ekşi katılarak yaprağından yemek yapılan bir çeşit yabanıl bitki, domuzlahanası.
debre (I)
Hızlı, sürekli.
dayra (I)
Elbise, üç etekli kadın elbisesi.
oğrulamak
Çalmak.
nehas
Neden, ne nedenle.
gurama
Tasarı, düşünce.
mosmoruş
Konuşma, gizli konuşma, anlaşma.
gözlek adam
İyi nişan alan
muştucu
Girdiği evlere sevindirici haber getirdiğine inanılan, kelebeğe benzer kahverengi bir böcek.
göveleç
Büyük tahta kova.
allaf
Zahireci, aşlıkçı: Allaftan un aldık.
guruluk
Hayvanların altına serpilen kuru gübre.
bidi bidi (III)
Küçük, küçücük.
minaz
Temel, temel taşı.
çekerek (I)
Daha küçük.
meti
Fıçı.
mezdeği
Kozalaklarından sakız çıkarılan ladin ağacı.
gusgun
Hayvan semerinin öne kaymaması için kuyruğun altından geçirilerek bağlanan enli kayış.
bibi (III)
Çocuk dilinde cinsiyet organı.
avsınlı
Afsunlanmış kimse.
gönen almak
Bol yağmur nedeniyle toprak doyarak bir yıl verimli olacak duruma gelmek.
nini (II)
Gözbebeği.
çebit
Yufka hamurunun içine tereyağ veya peynir konulup saçta kızartılarak yapılan börek: Dün siz çebit mi yaptınız?
mazrık
Marsık.
meğirsemek
insan ya da hayvan, yavrusuna sevgi ve sevecenlikle davranmak.
gökbaş (II)
işe yaramaz, kötü: Sere ne gökbaşlısın ya.
mehlemek (I)
Emeklemek.
mas mas (I)
Pis pis
dare (II)
Tef.
mele (I)
Duvarcı aracı, mala.
lök lök
Hayvanların hopla-ya hoplaya, sıçraya sıçraya gitmesi için.
avlağ
Avcıların avlarından gizlendiği yer.
daraklık (I)
Etin fileto kısmı.
kürdükmek
Kedi çiftleşmek istemek, kızana gelmek.
avkırmak (III)
Çalmak, aşırmak.
alha
Hayret, şaşma ünlemi: Alha işte Mehmet de geldi.
daramak (I)
Taramak.
göbele (II)
Uzun müddet sürülmemiş tarla.
kürük (III)
Kar küremeye yarayan tahta kürek.
çamçakır (I)
Yıldızlı, aydınlık, açık gece.
girge (I)
Büyük kazan.
çama (I)
Demet, tutam.
kümülmek
Çentilmek, aşınmak, kütleşmek, körlenmek.
giyle
Karda batmadan yürümeyi sağlayan ortası iple kafes şeklinde örülü, ağaç çerçeveli bir çeşit ayakkabı.