Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 119/247 · üyeye göre sıralı
aslık
Kızlık zarı yırtılmamış.
kızdırma (I)
Ateş, yüksek vücut ısısı.
mızırdanmak
Homurdanmak.
ten (I)
Nem.
akıda (I)
Helva, şeker, pekmez.
kıvramak (I)
Hızlı yürümek: Kıvrayarak geçtim gittim.
kımçı
Küçük, ince değnek, kamçı.
ıkınmak
daşyağı
Petrol, gazyağı.
kırışmak (II)
Öküzler süsüşmek, toslaşmak: Şu boğa ne kadar kırışıyor.
höykürmek
Heyecanlı heyecanlı ve bağırarak konuşmak.
akyüzlük
İffet, namus, şeref.
dad (I)
Tat, lezzet.
tapırtı (I)
Ayak sesi, gürültü, tıkırtı.
kepelek
Davarlarda olan kelebek hastalığı.
kemre (II)
Deride kalınlaşmış kir tabakası.
honça (I)
Gelin evinden damat evine gönderilen gerdeklik yemek ve tatlı.
kemkem
Geveze.
kel (I)
Aşı kalemi.
beşli (I)
Beşi bir yerde altın.
ağrınmak
İncinmek, gücenmek, kırılmak.
çıtak (II)
Dağda yaşayan ve odun satarak geçinen (kimse): Çıtaklar ağaç satıyor.
tebsolmak
Bitmek, yatışmak.
sündürme (I)
Taze peynir ve şekerle yapılan bir tatlı, höşmerim.
abır (II)
Namus, şeref, haysiyet.
hızan (VI)
Bağ evi.
çotul (I)
Ağacın büyük dalları veya dalların çatallara ayrıldığı yer.
kunduru
Başağı dört sıralı bir çeşit sert, sarı buğday.
soyha, soyka (II)
Yaramaz, huysuz.
cida (I)
Kargı, mızrak.
çirk (III)
Tütün zifiri.
mardalı
iri kemikli, iri yapılı insan ya da hayvan.
eğmeç (I)
Loğ taşının yay biçimindeki ağaç sapı.
halastar (I)
Çay demliği, küçük güğüm.
denk (I)
siyez (I)
Kaplıcaya benzeyen, hayvan yemi olarak kullanılan bir çeşit tahıl.
toka (I)
Yemliklere hayvanı bağlamak için takılan demir halka.
sunturaç
Hayvanların tırnaklarını kesmekte kullanılan bir çeşit bıçak.
harmanlamak (I)
Ayın çevresinde ağıl meydana gelmek.
süğmek (I)
Eğirmek, düzelterek uzatmak.
gürüz (I)
Ormanda yeni yetişen çam filizleri.
harmutlamak
İki şeyi karıştırarak, ölçülü duruma getirmek, suyu ılıştırmak.
cünüt
Bataklık.
selcik
Geveze, arsız: Kızım, selcik olma ayıptır.
andık (II)
Hödük, görgüsüz, anlayışsız.
çamdı
Tavan.
cimin
sarkanak (I)
Çene altından sarkan et.
semelenmek
Anlamazlıktan gelmek.
seyrekleme
Sık biten bitkilerin aralarından kimilerini söküp atma işlemi, aralama.
çalmak (II)
Bir şeyin üzerine bir şeyi sürmek, bulaştırmak.
göğermek (III)
Küflenmek: Ekmekler göğermiş.
gabalak (VII)
Su kenarlarında yetişen geniş yapraklı bir ot.
zımzık (I)
Yumruk.
salmalık (I)
Otlak.
tuluh, tuluk
Şişirilmiş hayvan derisi, tulum.
kanırtmaç (II)
Kaldıraç.
guymak (II)
Tereyağ, un ve tuzla yapılan sulu yemek.
sığırdili (I)
Yemeği de yapılan, dikenli bir çeşit yabanpancarı.
şalak
Olgunlaşmamış karpuz, kavun.