Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 120/247 · üyeye göre sıralı
çömelen (I)
Tavukları kötürüm yapan bir çeşit hastalık.
toyla
Bitki yetişemeyen, taşlı toprak.
celfin (I)
Henüz yumurtlamayan küçük tavuk, piliç.
kanırtmaç (II)
Kaldıraç.
telbis (I)
Huysuz, yaramaz, eğitim görmemiş, düzenci.
sarkanak (I)
Çene altından sarkan et.
selcik
Geveze, arsız: Kızım, selcik olma ayıptır.
ılgı (I)
At, eşek ya da keçi sürüsü.
tenelemek (I)
Hayvanlar çok tahıl yiyerek şişmek, hastalanmak.
zımzık (I)
Yumruk.
huysukturmak
Huylandırmak, huy edindirmek.
fasla (I)
Büyük parça.
tuluh, tuluk
Şişirilmiş hayvan derisi, tulum.
şor (I)
Söz sohbet.
ingi
Nezle.
eşbah
Şen, neşeli.
ciğer (I)
Yakın akraba: Ciğerim olsun bir gün yaramazsa işime bir gün yarar.
hızana gelmek
Dişi köpek vb. hayvanlar çiftleşmek istemek.
cimin
paytak (II)
Düztaban.
ernik (II)
Erimeğe başlamış kar.
harmanlamak (I)
Ayın çevresinde ağıl meydana gelmek.
harmutlamak
İki şeyi karıştırarak, ölçülü duruma getirmek, suyu ılıştırmak.
iliştirmek (I)
Bağlamak, tutturmak, eklemek, dikmek.
azad
Mezarlıklarda bulunan meşe ağacı.
şalak
Olgunlaşmamış karpuz, kavun.
süğmek (I)
Eğirmek, düzelterek uzatmak.
gürüz (I)
Ormanda yeni yetişen çam filizleri.
sunturaç
Hayvanların tırnaklarını kesmekte kullanılan bir çeşit bıçak.
cünüt
Bataklık.
aynalamak
Tek tırnaklı hayvan, çoğuncası at, tökezleyip dizini yaralamak.
gecirgemek
Geç kalmak.
palak (IV)
Yaprak.
sığırdili (I)
Yemeği de yapılan, dikenli bir çeşit yabanpancarı.
salaca (II)
Ölü.
govsak
Hafif, içi boş.
gabalak (VII)
Su kenarlarında yetişen geniş yapraklı bir ot.
alfat
Yabani armut, ahlat.
göğermek (III)
Küflenmek: Ekmekler göğermiş.
guymak (II)
Tereyağ, un ve tuzla yapılan sulu yemek.
ışılamak (I)
Parlamak.
seyrekleme
Sık biten bitkilerin aralarından kimilerini söküp atma işlemi, aralama.
şire
Şıra, üzüm ve öteki meyvelerin suyu, şekerli su.
püşürük (III)
Toprak damlı evlerde dama döşenen cıvık çamur.
serik (I)
Küp ağzına kapatılan deri parçası.
salık (III)
Beli çökük hayvan için.
salmalık (I)
Otlak.
oğlaman
Bir yaşındayken yavrulayan koyun ya da keçi.
efilemek (I)
Korku ya da sevinç etkisiyle yürek çarpmak.
ecevit
Çevik, çalışkan, açık fikirli, açıkgöz.
höbül
Ortaklaşa yapılan iş, imece.
nemermek
Islanmak, nemlenmek.
dürümek (I)
Doğmak, olmak, türemek, büyümeye başlamak.
sıyırma (I)
Taze fasulye.
hış (II)
Ağır: Bu taş hış gibi.
melez (I)
Gömleklik ipekli bez.
helise
Buğday yarmasından yapılan bir çeşit etli yemek, keşkek.
döşeme (III)
Oda takımı, mobilya.
he ya
Evet, öyle.
berkitmek (II)
Söküğü dikmek, yamamak.