Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 122/159 · üyeye göre sıralı
selevir (II)
Hayvana yüklenerek gübre ya da toprak taşınan, yumuşak hasır otundan örülmüş torba.
gabilti
Kabul: Öyle olmazsa gabiltim dağal benim.
selli (II)
Salyası bol olan, salyalı: Selli Ahmet.
gabatlama
Sıkı doldurmamak, hileli doldurmak.
sepbece
Küçük sivilce.
gabalah (III)
Bebek yatağı.
sermen
Dokuma aygıtında kumaş sarılan yer.
gabages
Yemeni ölçüsü.
fufudi
Ergenlik, sivilce.
fossadak
Her hangi bir cismin içindeki havanın çıkmasını, boşalmasını anlatır.
folik (I)
Kabak ekilen çukur.
folaz
Boş, çürük.
fiske (III)
Böğürtlen.
seyirtgen
Yılancık.
taygeldi
Üvey kız çocuk. (
fisgermek
Çıban ya da sivilce çıkmaya başlamak.
firte
Hindi.
sezgili
Anlayışlı, duygulu, içli.
sıçankuyruğu
Kaşık saplarına süs yapmak için kullanılan bir araç.
fıkkadak
Bir etki sonucu ani ölümü anlatır.
fıkka (I)
Kutu, küçük kutu.
sımar
Sisli, kapalı, sıkıntılı hava.
ferec
Süprüntüyü alıp atmak için kullanılan kürek biçiminde saplı araç, faraş.
faşıradak
Her hangi bir şey bolca ve birden akmak: Kızgın yağ faşıradak çocuğun ayaklarına dökülmesin mi?
tekerek
] Yuvarlak. (
fasetmek
Kaçmak, bırakıp gitmek.
sıpar (II)
Izmaritbalığı.
sırat
Yağ, peynir ve yoğurdun yeşilimsi suyu.
sırçaparmak
Serçeparmak.
fasan
Güzel.
fasalak
Kaba, yobaz
eziyh
Ezik.
eyveten
Çok aceleci adanı.
eylece
Öylece, olduğu gibi.
eyir (I)
Kızılcık.
eyiceme
İyice, adamakıllı.
evsane
Aklı eksik, aklını yitirmiş, deli.
evcik (III)
Keklik avlağı.
et kırmak
Çok yorulup terledikten sonra kol ve bacaklar sızlamak, tutulmak.
et çamır
Kil çamuru.
sızğan
Küçük çıban, sivilce.
sızmak
Hayvan, buzların kırılmasıyla sulara gömülmek.
eşgice
Kireçli topraklarda yetişen kökleri ve yaprakları ekşi bir bitki.
ersin (II)
Bir çeşit güzel kokulu bitki.
siğirse olmak
Ağaç, odun vb. ıslanarak yanmaz duruma gelmek.
temincik
] Az önce. (
erklilik
Özgürlük.
silkemek
Silkmek: Çocuklar fidanı silkerdi.
enser
NULL
sinekçil
Boz ve yeşilimsi renkli, küçük bir çeşit kuş.
ennimene
Bir çeşit mantar.
singildemek
İnanışa göre sıkıntı çekmek: Mezarında singilde.
enlik (III)
Yüze sürülen kırmızı boya.
endva
Artık, şimdi.
endira
Şuraya.
endime
Köy evlerinde her hangi bir eşya koymak için yapılan kapalı yer.
elmek (III)
Ölmek.
elmabaş tüfeği
Ağız tarafı geniş ve kabarık, horoz tarafı dar olan av tüfeği.
so (II)
Sucuk kurutmaya yarayan, üstünde çengelli çiviler bulunan sopa. ] ı
elikli
Besili.