Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 126/247 · üyeye göre sıralı
sırım (V)
Kara kuru, sağlam yapılı (kimse için).
farlamak (II)
Ateş birden bire alevlenmek.
serpme (II)
Gelin duvağı
pıtık (II)
Husyelerinden ameliyat olmuş erkek.
ekelge
Ekin.
cilde
Saraçların kullandıkları tahta mengene,
puylu
Saban demirinin iki yanında bulunan ve toprağı devirmeye yarayan, kanal gibi yassı tahta, saban kulağı.
azmak (IV)
Yolunu kaybetmek, şaşırmak, kaybolmak.
düşelge
ödev.
hırızma (I)
Ayı, boğa vb. hayvanların burunlarına takılan halka.
hıbar
Duvar yapılırken taş ya da kerpiç aralarına konulan moloz.
potuk (I)
Kısa boylu, bodur, tıknaz (kimse).
panıs (I)
İleriyi düşünerek gerekli şeyleri evinde bulunduran.
döndelek
Fırıldak denilen oyuncak.
eğey (I)
Bir ucu boşta bulunan kaburga kemikleri.
pança (I)
Avuç.
yekinmek
Ikınmak, bir eylem yapmak için güç kullanmaya davranmak.
pel pel
Aptal aptal, şaşkın şaşkın, saf saf (bakış için).
pertikmek
Burkulmak, ezilmek, incinmek: Kolum pertikmiş.
pafgırmak (I)
Havlamak, ürümek.
akbalık
Bir cins tatlı su balığı.
peke (I)
Tahta sedir.
efintefin
Darmadağınık, karmakarışık.
ön göp
Kağnılarda döşemenin ön tahtası.
özmek (I)
Bataklık, sazlık yer.
ayahtaş
Arkadaş.
pafpafcı
Abartarak konuşan.
denelemek (I)
Tane haline getirmek. (Mısır, arpa buğday, nar vb.)
oynatma (I)
Kötü, oynak kadın.
davlum (II)
Sürülmek, ekilmek için dikdörtgen şeklinde ayrılmış toprak parçası.
tetik
Çevik, uyanık, tez davranan.
daygeldi
Sonradan gelip yerleşen yabancı: O daygeldinin birisi.
edirâf
Çevre.
tavsır
Resim, fotoğraf: Onun tavsırları iyi çıkar.
taşırgamak
Nalsız hayvan, tırnağı bozuk yolda yürümekten kırılarak topallamak, ayağı şişmek.
oğan
Tanrı.
dingildemek (III)
Korkmak.
sürçmek (I)
Düşerek yerde sürünmek.
süzek
Yoğurt biriktirilen büyük, taş kap.
menik (III)
İplik çilesi.
çoplak (I)
iki tepe arasındaki dar ve çukur yer.
çoplan
Su biriken yer.
gülcen
İpliği makaraya ya da masuraya sarmak için iplik çilesinin geçirildiği silindir biçimindeki araç, çıkrık.
avkalaşmak
Boğuşmak, didişmek, altalta üstüste gelmek.
mağ (III)
Tabaklanmış derinin iç yüzü.
mangaş
Cımbız.
pusmak
Gizlice iz sürmek.
pür
Çamın iğne yaprağı.
örtlek (I)
Korkak.
gör (I)
Mezar, mezarlık.
küsülmek (I)
Küsmek, darılmak.
küpe (IV)
Kulak memesi.
kömbe (II)
Geniş yüzlü ve dolgun vücutlu kimse.
çevirge (I)
Kapı veya pencere mandalı.
deremet (III)
Yardım.
yol yordam
Yöntem, kural, davranış inceliği.
külür (III)
Bezelye.
kimirtlek (I)
Gırtlak.
yıldızı dişi (I)
Sevimli, cana yakın.
kışkırmak
Köpeği ısırmaya ve havlamaya kışkırtmak.