Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 128/247 · üyeye göre sıralı
denelemek (I)
Tane haline getirmek. (Mısır, arpa buğday, nar vb.)
çomruk (I)
Tomruk.
oğan
Tanrı.
çolpak (II)
Küçük çukurlarda veya hayvan izlerinde birikmiş su.
çokmak (I)
Köpek havlamak.
yol yordam
Yöntem, kural, davranış inceliği.
efintefin
Darmadağınık, karmakarışık.
gevgeç (II)
Düşük kulaklı hayvan.
bine (I)
Kapıların, pencerelerin örtülen tarafına çakılan ve bir çıkıntı yapan çıta.
geyis
Sonbaharda olan geçici, dondurucu soğuk: Bu yıl bütün sebzeleri geyis vurdu.
geveze (I)
Sürü hayvanlarının boynuna takılan küçük çan.
çoplak (I)
iki tepe arasındaki dar ve çukur yer.
marak (II)
Kaygı.
menik (III)
İplik çilesi.
yılanbıçağı
Genellikle mezarlıklarda, kayalık yerlerde biten enli, uzun parlak yapraklı, ortasında mor çiçeği bulunan bir bitki.
yıldızı dişi (I)
Sevimli, cana yakın.
mangaş
Cımbız.
yerotu
Havuç.
çirtim (I)
Küçük üzüm salkımı, salkımcık.
çoplan
Su biriken yer.
malık
Boyunduruk kayışına geçirilen ağaç çivi.
mağ (II)
Yığın: Odun mağı.
edirâf
Çevre.
lobut (III)
Araba tekerleğinin tek parça olan dış çevresi.
mağ (III)
Tabaklanmış derinin iç yüzü.
potuk (I)
Kısa boylu, bodur, tıknaz (kimse).
yeleğen (I)
İvecen, canı tez, telâşla ordan oraya gidip gelen.
çilte (II)
Semerlerin iki tarafına yük bağlamak için takılan urgan.
küpe (IV)
Kulak memesi.
külür (III)
Bezelye.
çevirge (I)
Kapı veya pencere mandalı.
küsülmek (I)
Küsmek, darılmak.
çil (IV)
Yeşile çalar mavi renk: Çil gözlü.
yazönü
İlkbahar.
küçümen
Pek küçük, minimini, minicik.
kömbe (II)
Geniş yüzlü ve dolgun vücutlu kimse.
kimirtlek (I)
Gırtlak.
gayrak (II)
Kırmızımtırak toprak: Gayrakta buğday az olur.
yarımlağı
Şinik denilen tahıl ölçü biriminin yarısı.
gayar etmek
Hayvanın tırnağını yontarak eski nah yeniden çakmak.
çağlak (II)
Yırtıcı kuş, çaylak.
körüktürmek
Bir kimseyi başka birinin kötülüğü için kışkırtmak.
kıs kıs (II)
Kıvranma acı, sıkıntı için.
gavgaz
Hafif.
pıtpıt (IV)
İnce, ufak bulgur.
cönge
İnek yavrusu.
kıpçık (I)
Yaramaz, afacan.
berklik (I)
Katılık, sertlik.
çapraz (III)
Eğri: Bu tahta çok çapraz.
çadır (II)
Kefen.
kışkırmak
Köpeği ısırmaya ve havlamaya kışkırtmak.
yalabıtmak (I)
Işık saçarak aydınlatmak.
çığın
Omuz başı.
apsut (I)
*Kağnı tekerleğinin ağaç parçaları, ispit.
garıkmak (I)
Gözler kardan rahatsız olmak: Keski gelmez olaydım gözlerim garıktı.
çezgi
Halı, dokuma tezgâhlarına gerilen sıra ipler.
garda (I)
Kırışık: Çamaşırda garda var.
cibildek
Su birikintisi.
gapı
Kapı.
üşmek (I)
Bir yere toplanmak.