Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 129/159 · üyeye göre sıralı
gerevit (II)
Kirli, çöplü yün.
tıpadak
Tıpatıp
gengildiyik
Geveze, saygısız
gengildek
Çok zayıf ve sarsak
tışıruu
Kadın, hanım.
gemrik (II)
Kemirilip bırakılan meyve vb. artıkları: Biçare fakir çocuk sokağa atılmış meyve gemriklerini gemirip duruyor.[gemürüyh
gembi
Tırtıl.
tinik
Küçük.
tist
Yarım küre biçiminde büyük kazan.
gelintırnağı
Baharda kırlarda açan, çiçeklerinin ucu mor, dipleri beyaz bir çeşit çiçek.
tiz olmak
Çabuk olmak, ivmek.
tohul (I)
Bir kimsenin ailesi içinde çaldığı para, eşya vb. şeyler: Ali·nin gelini tohul yüzünden ocağını batırdı.
tok (I)
Tavuk.
tokutma
Köy yolu ağzı.
gege burun
NULL
tombuz (II)
Yumruk, boks.
gedere
Bağ dikmek için uzunlamasına açılan çukur.
ahorak
İlkbaharda, çift sürerken öküzlerin otlamaması için ağızlarına takılan, ince dallardan örülmüş bir alet.
topuş topuş
Tombul ve sevimli
tora (II)
Ta orada.
ahlıh
Aklık, pudra, allık.
gebgebi (II)
Kırık, küçük leblebi.
töngemen (II)
Küçük çocuk.
tönteris
Ters, aksi
tösüldemek
Sessiz ve sinsi davranmak.
gayınmah
Bir yamaçtan aşağı kaymak.
tuğlemek (II)
Düğümlemek.
gayda (II)
Düzen, usul, yol: Nasıl işler gaydasında mı ?
ağzığerik
Kilim ve heybelerde kullanılan bir motif.
tumbat (II)
Dip, gidip de dönülemeyecek denli uzaklık için: Cehennemin tumbatına gitsin. [tumbatı
gavşak (III)
Buğday tarlalarında bulunan pembe ve sarı çiçekli bir çeşit ot.
turşupalan
Süzgeç.
tutacak
Maşa biçiminde bir çeşit araç.
garten
Kadar: Biz o gar-ten arpa ekemmediyh.
garnapa
Karnı büyük, göbekli
tüken
Dükkan.
gardeşlik
Arkadaş.
tüsküri
Gerisin geriye.
garamsa
Maydanoz.
tütünlenmek
Dumandan göz rahatsız olmak.
garahan
Küçük fundalıklarda ağaçların üzerinde olan salkım şeklinde bir bitki.
uânık
Tosun.
uçdan
İnce ve uzunca bir değneği yere çarparak atmak yoluyla oynanan bir oyun.
uçgun vermek
Uçma düzenine geçmek, uçmaya davranmak: Keklik tehlikeyi sezince birden uçgun verdi.
uçkur çomağı
Dona uçkur, lastik takmaya yarayan, ucunda ip bağlı değnek.
uçkur çözmek
Cinsel yaklaşmada bulunmak.
gapsetmek
Tutuklamak.
gangırtmak
İncitmek, burkmak: Osman ayağını gangın-j ti.
ganara (III)
Çok yiyen, obur.
ganak (I)
Aldanan
gamile
Zayıf.
uğurlar olsun (I)
Bir yolcuya söylenen iyi dilek.
uğurlar olsun (II)
Başkasınca yapılan eylemin hiç umurunda olmadığını anlatmak için kullanılan deyim.
umtırak
Kesilmiş çam kütüğü.
galbezi
Çocuk önlüğü.
urgaç
Çocukların, büyükleri içine düşürmek için yolda açtıkları çukur, tuzak.
urunca
Saklam, emanet.
gagart (III)
Çiftçilikte kullanılan zincirlerin bir ucundaki eğri demir parçası.
gagan
Gırtlak.
uyaltmak
Utandırmak.