Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 131/247 · üyeye göre sıralı
cığır (I)
küpüç (I)
Kısa boylu, şişman (kimse).
küski (I)
ufak
Ekmek kırıntısı.
uflak, uflah
Büyük mutfak bıçağı.
ceran (I)
Sevimli, uzun boylu, güzel gözlü insan, hayvan.
cere (III)
Bir malın yıllık kirası veya vergisi.
calay
Dilsiz, kekeme, peltek konuşan (kimse).
ayı bacağı (I)
Öndeki küçük yelken, flok.
kepçe (I)
Kağnı arabasında boyunduruğun takılması için okun ucuna konulan küçük kıvrık parça.
gaymak (I)
Sütün yüzü, kaymak.
bürüklenmek
Kadın, başörtüsü örtmek.
umaç
Bir yemek çeşidi.
künefe
Tel kadayıf: Künefenin şekeri az gelmiş.
cığıldamak (II)
Çocuklar yüksek sesle hep bir ağızdan konuşmak.
kazgöğsü
Parça parça beyaz bulutlar.
köten (II)
Hayvanların boğazlarının altında çıkan bir çeşit öldürücü çıban, şişlik.
kösgelmek
kurna (I)
Musluk.
duşlamak
Rastlamak, rast gelmek.
köpmek (II)
Hastalık nedeniyle karın şişmek.
körocak
Çocuğu olmayan aile, çocuksuz aile.
kutla (I)
On iki okkalık, ağaçtan yapılmış tahıl ölçeği, şinik.
totaba (I)
Hizmetçi kadın.
korada (I)
Cılız, zayıf (insan ve hayvan için).
kayık (III)
Kızak.
kosa (III)
Köse, köse sakal.
tuzla (I)
Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler.
sef (II)
Yanlış.
döl yatağı
Rahim.
kaş (VI)
Ocağın kemeri: Ocağa kaş çevirmek her ustanın işi değildir.
gaval (II)
Namlusu yivsiz tüfek.
kocababa
Büyük amca.
tenmek
Koşmak.
donatma
donanma (I)
Bütün vücudu kaplayan, kırmızı benekler şeklinde beliren ve sonra sulu yara haline gelen hastalık.
gaşuk
Kaşık.
boğ (I)
Sofrabezi.
teküllü
Sevgili.
kılçan (I)
Keçi kılından yapılmış keçe, çul.
teltik (III)
Silah tetiği.
doldurma
Kerpiç, tuğla ile yapılan ahşap duvar.
dolap (II)
Kendirden ip bükmeye yarayan aygıt.
bığıl bığıl
Suyun kendi halinde akışını anlatır.
acartav (I)
Tarlanın şubat -mart ayları içindeki sürülme tavı, zamanı.
kıllik
dokumak (II)
Ağaçtaki meyveyi toplamak için sırıkla vurarak düşürmek.
tay (VII)
Toy.
tayfalanmak
Acıkmak.
bibik (I)
ibik.
kanyaşı
Sulak yerlerde biten ayrık cinsinden zehirli bir ot.
kamaz (I)
Kasırga, şiddetli yel.
taraklık (I)
Etin pirzolalık yeri.
bastacı (I)
işportacı, seyyar tuhafiyeci.
taraşlamak (II)
Altüst etmek, araştırmak, karıştırmak.
batılgan
Heyelana müsait yer.
tapşırmak (IV)
Aktarmak, ısmarlamak.
baldırıçıplak (I)
Yoksul, hali vakti iyi olmayan.
bağsıra
Sisli havalarda yapraklar üzerinde beliren ıslaklık, çiğ.
bağırtlak (II)
Kadınların göğüslerini kapamak için kullandıkları göğüslük.