Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 132/247 · üyeye göre sıralı
künefe
Tel kadayıf: Künefenin şekeri az gelmiş.
cere (III)
Bir malın yıllık kirası veya vergisi.
kaş (VI)
Ocağın kemeri: Ocağa kaş çevirmek her ustanın işi değildir.
mıdıl
kutla (I)
On iki okkalık, ağaçtan yapılmış tahıl ölçeği, şinik.
köten (II)
Hayvanların boğazlarının altında çıkan bir çeşit öldürücü çıban, şişlik.
kurna (I)
Musluk.
körocak
Çocuğu olmayan aile, çocuksuz aile.
kösgelmek
kosa (III)
Köse, köse sakal.
korada (I)
Cılız, zayıf (insan ve hayvan için).
köpmek (II)
Hastalık nedeniyle karın şişmek.
teltik (III)
Silah tetiği.
boğ (I)
Sofrabezi.
kamaz (I)
Kasırga, şiddetli yel.
teküllü
Sevgili.
kanyaşı
Sulak yerlerde biten ayrık cinsinden zehirli bir ot.
tenmek
Koşmak.
boncuklamak (III)
Kaçmaya, boyunduruktan kurtulmaya çabalamak (öküz).
kocababa
Büyük amca.
konğur
tayfalanmak
Acıkmak.
tay (VII)
Toy.
gaymak (I)
Sütün yüzü, kaymak.
bürüklenmek
Kadın, başörtüsü örtmek.
avaralık (I)
İşsizlik: Bu sene avaralıkla canımız çıktı.
dımımak
Uyumak.
bığıl bığıl
Suyun kendi halinde akışını anlatır.
taraklık (I)
Etin pirzolalık yeri.
tapşırmak (IV)
Aktarmak, ısmarlamak.
bibik (I)
ibik.
taraşlamak (II)
Altüst etmek, araştırmak, karıştırmak.
kıllik
ipil ipil
Parça parça, lime lime.
buyrultu (I)
Belge.
buyruk
Önder, amir, sözcü.
atlık
Köy odalarının yanında konuk atlarının bağlandığı ahır, tavla.
gavlağan
Çınar ağacı.
atlamak
Ayıklamak, toplamak, devşirmek.
dergi (I)
Tırmık denilen tarım aracı.
batılgan
Heyelana müsait yer.
gavram (I)
Tutam: Hayvan acından ölüyor, bir gavram ot olsun yolup versene.
bâyâhı
Deminki, az önceki: Bu herif bâyâhı herif deel mi?
kılçan (I)
Keçi kılından yapılmış keçe, çul.
buruç (I)
Ökse otu.
burnukızıl (I)
Bir çeşit erik.
gaval (II)
Namlusu yivsiz tüfek.
bastacı (I)
işportacı, seyyar tuhafiyeci.
burakmak
Bırakmak.
dellek
Tellak.
ilkinmek
Atılmak, korkudan sıçramak, ürpermek.
deldak (I)
Köylü kadınların içlerine giydikleri kolsuz uzun elbise.
baldırıçıplak (I)
Yoksul, hali vakti iyi olmayan.
gaşuk
Kaşık.
dede (I)
Kalp, yürek: Keçinin dedesini bize yollayın.
bağrıbütün (II)
Merhametsiz (kimse).
bağırtlak (II)
Kadınların göğüslerini kapamak için kullandıkları göğüslük.
koma (I)
Küçük tümsek.
badıç (III)
Kadınların giydiği dizden bileğe kadar olan bir çeşit çorap.
kayda
Ahenk, beste.