Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 132/159 · üyeye göre sıralı
yenni (I)
Doğurmak üzere olan, memeleri büyüyen
dögmeç
Doğranmış ekmeği yağda kızartarak yapılan yemek. ] s
dögenek (I)
Nasır.
dozurradak
Sesli yellenme hakkında kullanılır.
dozdik
NULL
dongurca
Geceleri ışığa gelen bal arısından büyük, çift kanatlı bir böcek.
domuzcuk
Çocukların oynadığı bir oyundur. Kazılan çukur üzerine çubuklar dizilir. Bu çubukların üstünde gezerken kim çukura düşerse o domuzcuk olur. Hep birden domuzcuk diye bağrılır.
ağacık (I)
İşte, şurada.
dolyan pazar
Çok, bol anlamında kullanılır.
dolukma
Nefes darlığı: Yokuşu çıkarken bir dolukma geldi.
doğul (I)
Değil anlamında kullanılır.
doğkuru
Doğru olarak, düz: Adımlarken doğkuru gitte yanlış olmasın.
dizim
İpliğe dizilen şeyler: Bir dizim boncuk aldım.
diyeneçek
Söyleyene kadar,
yılıkkan (I)
Aşınmış, kaypaklaşmış, kavrama, tutma yeteneği kalmamış.
divi guşu
Güvercin büyüklüğünde bir deniz kuşu.
yidi göbek
En eskiye dek giden soy sop.
yidin
Frenk üzümü iriliğinde nıeyvası olan zehirli bir bitki.
yiltelemek
itelemek, sû rerek yürütmek.
divdili
Tepesi sivri tüylü büyük serçe.
dişgirt
Kilim ve halı dokumaya yarayan üç ya da beş parmaklı demirden yapılmış dokuma aygıtı.
yokarılak
Yukarıya doğru, yukarıya kalkık, yüksek.
diranı
Çatı arası, tavan arası. [direni
dipçek
İplik çıkrığının ekseni.
yomsurmak
Kap, bir basınç sonucu kamburlaşmak, çökmek.
dingirci
Kadın ile erkek arasındaki ilişkiye aracılık eden
yort (I)
Yoğurt,
yöndemine getirmek
Bir şeyi yapmanın sırasını, olanağını bulmak.
dindirmemek
dindirmemeğ
diliceği düşmek
Bademcikleri şişmek, anjin olmak.
dilenip dolanmak
Şuna buna minnet ederek geçinmek.
diklim baş
Baş aşağı.
difir otu
Yonca.
dif
Dip.
yücek (I)
Çamaşır.
dış dış
Sığır, davar kovalama ünlemi.
dırıklaşmak
Kadınlar karşı karşıya kötü söz söylemek, sövüşmek.
dırdalanmak
Beli eğilmek, kamburu çıkmak: Hasan getdiyhce dırdalaner.
yüvrülmek
Koyun, keçi çiftleşmek.
dıngıç
Poğaçanın üzerine yapılan şekiller.
dıngala
Ağır hareket eden
dıbızımak
İflâs etmek: Çok zengin adamdı, ama dıbızıdı.
zaana
Su kıyılarında yaşayan kırkayak benzeri bir hayvan.
zabak
İlk ders, sabah dersi.
dıbıdık
Elinden iş gel-meyen, ufak bir iş karşısında eli ayağı dolaşan
dıbaracı
Yalan söz ve hareketlerle başkalarını kandıran kimse.
zakca
Kara karga.
zakım
Tavandaki tahtalardan terleyip yere düşen kurumlu damla.
devrek (II)
Şu çevirisi.
deşik (III)
Şişman: Şu deşik adam tam yüz yirmi kilodur.
zangaç
Topal.
zappidü zuppudu
Kadın, her yerini oynatarak, cilveyle, kırıtarak
zarak
Ufak pencere.
zararı yok
Oldukça iyi.
zarlanmak (I)
Çarşaf giyinmek, çarşaflanmak.
desdümbek
Darbuka, dümbelek.
dersık
Tahıl.
dergüla
Güveç.
dereni
Altında hafif ateş yakılarak, kabuğundan ayrılmamış mısır ve ot kurutulan, seyrek sırıklardan yapılmış yer.