Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 134/159 · üyeye göre sıralı
çüçkürmek
Aksırmak.
çumkuştu
Toplantı.
çual
Çuval.
çötanak
Bir dalda bir arada bulunan üç beş fındık.
çöç
Çocuk dilinde ekmek.
çorazlamak
Binaları kireç ve çamurla sıvamak.
çomata
Ramazanda, yemeği ile birlikte ahbap veya akrabaya iftara gidip birlikte yemek yeme.
çolar (II)
Üç dört öküzle çekilen yük.
çolaka
Ebegümeci.
çohar (II)
Zehirli sıtma hastalığı.
çizgi (III)
Bez ve halı tezgahlarına uzunlamasına gerilen sıra sıra boy iplikleri, çözgü.
çiyenek
Hamur, tarhana, yoğurt vb. nin suda ezilmeyen parçaları.
çivşik
Dolu.
çivmek (I)
Gizlice bir şeyi almak.
çisan
Sarmaşık.
çirpik (I)
Fasulye kılçığı.
çirmik
Bahçelerin, sulanmasında kullanılan suyun geçmesi için duvar altından açılan delik.
çirişmek
Bütün çıplaklığı ile açığa çıkmak
çipildik
Göz çapağı.
bodik
] Deve yavrusu. (
çipçi
Yayık kolu.
çinermek
Parlamak, ışıldamak: Garanlıkta gözleri çinermi-ye başladı.
buruk (II)
Çapraz. (
çiltiyenni
Bir işin yarım bırakılması
çilimburi
Ateş böceği.
çilibik
Don, kırağı: Çili-bik ekinleri bozdu.
çikmen
Hamam havlusunun konulduğu bohça.
çik durmak
Aşık atıldığında çukur tarafı üste gelmek üzere düşmek.
cıbır (III)
] Parasız, yoksul. (
cırmak atmak
] Tırnaklamak, tırnak atmak. (
çifte asa
Patiska.
çifte (II)
Süt makinasında ayrılan yağlı kısmın konduğu ağaçtan yapılmış kab.
çifin (I)
Fundalıklarda, ormanlarda yetişen 3 -4 m. boyunda olan sarı ve zehirli bir çiçek.
çiçük
Asıl peynir alındıktan sonra kalan sütten, başka bir peynir yapmak için karıştırılan maya.
cümbüş
Topluluk, kurul.
çızga
Domuz yavrusu.
çıvmak (II)
Ağaç, filiz vermek.
çıttır
Ufak.
çıtmulamak
Bozmak.
çıtırgu
Küçük dolu tanesi
çırtık (I)
NULL
çırmıt (II)
Parçacık.
çırahma (II)
Nal çatalı.
çıngırık
Çıkrık
çımah
Bit öldüren zehirli bir ot.
çılvıra
Bulgur çorbası.
donbay
] Manda. (
çıldırtı (II)
Su hışırtısı.
çıldırık (II)
Gözbebeği.
çıkışık yapmak
Değişmek.
çıkcanlık
Sabırsızlık.
çıkarı (I)
Dışarı. ]*:
çıhadıf
Çıkartıp: Parayı cevinnen çıhadıf sana verende, gördüm.
eğsikli
] Kadın. (
eh
] Peki, evet, tamam, olur. (
el yenilliği
] Yapılan değeri büyük iş karşılığında verilen az para, yetersiz karşılık. (
emlik
Keçi, koyun yavrusu. (
çezenmek
Oyalanmak, tembellik etmek,
esker
] Asker. (
çevik
Palamut.