Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 135/159 · üyeye göre sıralı
çeşt (II)
İyice dövülmemiş buğdayın kalburda toplanan kısmı.
fakırmak
] Yemek, su kaynamak. (
fetil
] Mayasız, kalınca sac ekmeği. (
fışıktırmak
] Kışkırtmak: Onu hep sen fışıktırıyon. (
çerçef
Çarşaf.
foltak
Bol, gevşek:
çerce (I)
Serçe.
çeper kurmak
Gelin geçerken önüne ip gererek bahşiş istemek.
germeç (II)
Sürekli açık ya da büyük ağız (argo).
çentek (II)
Eğri, düz olmayan.
görüncez
] Görünce. (
çenak
İki derenin birleştiği yer.
çemçük
NULL
çelme (III)
Pencere: Bazı evlerde *{ çelme yoktur.
çekneşik (III)
Engel: Bir çekneşiği yok? istediği vakit gezmeye çıkabilir.
çekli
Ateşli odun: Çekliyi salla yolu görmüyorum.
çekke
Çekirge: Bizim bağı bu sene çekke yedi diyorlar.
çekerge
Süre, mesafe, uzam. [çekelge
çeciği geçmek
Makas ve bıçak gibi şeylerin çivisi gevşemek: Çeciği gevşediği için bıçağın namlısı arkaya dönüyor.
çayanası
Çayın taşarak iki tarafında bıraktığı yatak yerleri.
kâçok
] Kaçak, suçlu. (
çaruk
Çürük.
kakımak
Öfkelenmek.
çapçık
Çabucak.
kaldırak
] Bir çeşit bitki, hodan. (
kana
] Su kabı, sürahi. (
çamlığan
Çamlık, ağaçlı tepe.
karamet
NULL
çala gullanmak
Bir şeyi az kullanmak.
çakırdak (II)
Ürünleri hayvanlardan korumak için yapılan, rüzgâr etkisiyle dönerken ses çıkaran çark.
çakatura (I)
Hayvan sayımı yapan görevli.
çahmah daşı
Çakmak taşı.
çahır (III)
Hırsız.
çağabacak
İnce bacaklı insan.
cüher (III)
Kuvvetli ses.-Bo.) [cüher
kepcik
] Kaşık. (
abır (III)
Kılık, kıyafet, biçim.
kesilmek
Şıra kaynadıktan sonra içinde bulunan pekmez toprağı dibe çökmek, durulmak:
cumbuldamak (I)
Su bol ve gürleyerek akmak.
cumbul (I)
Çok eski elbise.
keviklik
Ot, saman vb.
cugal
Küçük çorba kazanı.
cucul (III)
Bir çeşit küçük darı.
cörgül
İnce, zarif.
kırarmak
] Saç ağarmak. (
kırlatmak
Tedirgin edip kaçırmak. (
cozak (II)
Çürümüş meyve.
cozak (I)
Hastalıklı, soluk yüzlü
cort etmek (I)
öğünmek.
condul
Bacakları kısa olan adam.
col (II)
Yabanî çilek.
kirik (II)
] Bıçak. (
kobak
] Meşe ağacı meyvesi. (
ciyil (I)
Bir parça iplik hk.
koldamca
] Kullanışlı. (
koni
] Hani, nerede? (
civangaşı
Örgü ve dokumada bir nakış örneği.
citcibiro
Çalıkuşu.
koşam
] iki elin yan yana gelmesiyle oluşan avuç: Beş koşam fasulye aldım. (