Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 135/247 · üyeye göre sıralı
herek (II)
Çirkin ve uzun boylu adam.
sırsalamak
Sallamak, sarsmak.
hardan
Nereden?
harazan
Pulluğun önünde bulunan tekerlek.
kılçan (I)
Keçi kılından yapılmış keçe, çul.
kıllik
sevahi
Üçetek yapılan çizgili bir çeşit ipek.
badak, bâdak (VIII)
Bardak.
konğur
çekincek (I)
Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz.
kavurgeç
Mısır, kestane patlatmaya yarayan tava.
babal
Vebal, günah.
kazık (I)
Havuç: Kazık yiyeceğim.
aygır (II)
Azgın, arsız, edepsiz: O aygır garı ile başa mı çıkılır?
çaynak (II)
Eli kolu tutmayan, eli ve kolu sakat olan.
seğsenmek
Birine vurmak için kolunu kaldırmak.
zabın
Yoksul.
kaplık (II)
Kap konulan yer, raf.
kargış etmek
çarmık (II)
Küçük çatı çivisi.
sağaltmak
Yara ya da hastalığı emle iyileştirmek.
çaral
Az ürün veren kuvvetsiz toprak.
gedik (VI)
Sokak.
avlak (IV)
Hudut, sınır, çerçeve.
geder (II)
Merkep.
arımak (I)
Yorulmak.
arı buğday
içinde yabancı tohum bulunmıyan buğday.
puşta (III)
Bağ, bostan, sebze ekilen evlek.
gazuk
Kazık.
piy (II)
içyağı.
bayımak (I)
Zengin olmak: Cingan göçmeyince bayımaz.
indirik
Koltuk altında çıkan çıban, köpek memesi.
anda banda
Şöyle böyle, belli belirsiz.
aşgar (II)
Çamaşırda çıkarılması güç leke.
ardala (I)
Etin işe yaramıyan parçası.
ilimek (I)
Yaramak, fayda vermek, yenen ya da yapılan bir şey içe sinmek.
angıç (II)
Zakkum ağacı.
gatıran
Katran.
ırahı
Rakı.
periktirmek (I)
Ürkütmek: Tavukları periktirdim kümese girmiyorlar.
pedrik (II)
Temizlenip taranarak eğirilecek duruma getirilmiş pamuk yumağı.
peçal
Kolu, bacağı sakat, düşkün kimse.
pençeviş
Karaciğer.
pata çakmak
Elle selâm vermek.
pastal (II)
Tütün yaprağı dizisi.
gürem
Küme, sürü, kafile.
güre olmak (II)
At ve eşek çiftleşmek istemek.
ala boklu
Yarım yamalak, yarı kirli, işe yaramaz halde (iş hakkında): Elindeki işi ala boklu bıraktın.
parpazlamak (I)
Acıdan kıvranmak.
baş oda
Misafir odası.
pambucak (II)
Küçük çocukların ağzında olan pamukçuk hastalığı.
höllüm (I)
Vücutça gelişmiş fakat geri zekâlı (kimse).
başga
Başka.
hot (II)
Çocukların değnekle, kutu, yuvarlak taş ya da aşık büyüklüğünde bir ağaç parçasına vurarak oynadıkları oyun.
paçur
Üstü başı dağınık, pis, düzensiz.
özek (VI)
Ağacın, bitkinin içi, özü.
ahır (II)
Sonunda, sonra.
gaklık
Suların biriktiği çukur yerler.
hondaz
Kabasaba, biçimsiz (kimse): Bırak şu hondazı.
ağaranlık
Koyun, keçi gibi süt veren hayvan.