Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 136/159 · üyeye göre sıralı
cirs
Badana,
kubarık
Çalımlı, onurlu.
kubuz atmak
Yalan söylemek.
cinbat ellemek
Saklamak.
kuntak
] Dipçik. (
kurdalamak
Karıştırmak, kurcalamak, yoklamak.
kurti
] Kartal. (
cimete (II)
Gürültü, kavga.
cimcimelik
Bataklık.
cimcim arısı
Sarı renkte yabanî arı.
ciltillemek
Kıvılcım-lanmak.
künci
] Susam. (
cik (III)
Hasır yapmakta kullanılan saz.
cibil cibil
Yaranın sulanmasını anlatır.
mac
] Saban ya da pulluğun elle tutulan yeri. (
cızırdatmak (I)
Seri ve güzel yazı yazmak.
madımah
] Semizotuna benzeyen, ilkbaharda kırlarda biten, yemeği yapılan bir çeşit bitki. (
cızdırmak (I)
Yağ kızdırmak.
manğar
] Sığırların boynuna takılan ağaç halka. (
mayalı
] Kalınca bir çeşit sac ekmeği. (
cıyrık
Pamuktan tohumları ayıran makine, çırçır.
meçcik
] Sık başlayıp uca doğru azalan sert kıllı sakal. (
meleme
] Beceriksiz, iş bilmez, ağır canlı. (
cısdır yapmak
Yufkanın bir tarafına yağ sürülerek saçta ısıtmak.
memişhana
] Ayakyolu, hela. (
menik
İplik çilesi.
cırtlambuk (I)
Hayvanların yaralarından çıkan irin.
mıcırıklı
]
cırtıgaz
Ekilmeyen, tarlalarda yetişen geniş yapraklı, hatmi çiçeğine benzeyen çiçekler açan bir bitki.
cırhıt (I)
Bir çeşit keklik.
cıngıllı (III)
Küçük kazan.
molamah
] Ağaçlar tomurcuklanmak. (
cığıştatmak
Zincir, çakıltaşı gibi şeyleri birbirine sürterek veya sallayarak ses çıkartmak.
mozik (I)
]Bir, bir buçuk yaşında dana. (
munar
] Pınar. (
cığatay
Et suyu.
cıdık etmek
Didiklemek, parçalamak: Seni cıdık cıdık ederim.
cevramak
Gayret etmek, çalışmak.
ohah
] öküz durdurma ünlemi. (
cenillemek
Hafiflemek, yavaşlamak.
ceniköz
Üvez.
cen (II)
Küf, bar.
cegert (II)
Rumi takvime göre eylül ayına verilen ad.
cedvar
Ülker yıldızı.
oşutturmak
] Abartmak. (
oynatma
] Hoppa: Ne oynatmasın sen. (
cebcebe
Özellikle tuvalet malzemeleri koymakta kullanılan, on santim eninde, yetmiş beş, yüz santim boyunda ve üzerinde küçük cepler bulunan işlemeli bir bez: Cicili micili bir cebcebe diktim.
caynal coynal
Karmakarışık, eğri büğrü.
cavır combalak
Tepe takla.
cangalaz (I)
Salyangoz.
cangalak
Dağ yüzündeki tarla.
cancır
Yoncaya zarar veren bir çeşit tırtıl.
camgur
Şalgam.
camgöz (II)
Üzüm teveklerinin köklerini mahveden bir kurt.
camfır
Patiska.
camat
Saç demeti.
öngücü
Zorunlu olarak, koşul ve durum ayırmaksızın. (
örgenmek
] Öğrenmek. (
örke
] öfke. (
calgavuç
Tava.