Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
14.761 grup · sayfa 137/247 · üyeye göre sıralı
örk (III)
Kök.
öngürü
Ora, orası.
örneksiz
Çirkin, suratsız.
eskilemek
Propilozmos ya da eski denilen hastalığa tutulmak.
balta (III)
Dört yaşından yukarı koyun.
adlım (I)
Meşhur, ünlü.
ersemek
Koca istemek.
cingi (II)
Sert taş, granit.
ırahı
Rakı.
ıpılamak
Parlamak, parıldamak.
ergencelik (II)
Dul bir kadının, genç bir erkekle evlendiği zaman kocasına verdiği armağan, tazminat.
erbişim
İbrişim.
afaralamak
Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak.
oylanmak
Boş yere vakit geçirmek, oyalanmak.
ağaranlık
Koyun, keçi gibi süt veren hayvan.
ahır (II)
Sonunda, sonra.
bakla kırı
Üzerinde kara benekler bulunan beyaz at donu.
agit
Kuvvetli kişi, yiğit.
haraza (V)
Kavga, gürültü, karışıklık: Harazayı bırakın da güzelce görüşelim.
höllüm (I)
Vücutça gelişmiş fakat geri zekâlı (kimse).
höle
Şöyle, böyle: Höle tut.
çekincek (I)
Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz.
elikmek (I)
Utanmak, çekinmek, sıkılmak.
abralı
Dengeli, muvazeneli (terazi).
odunkoru
Büyük odunluk.
ömük
Gırtlak.
nezik (IV)
iplikleri yumak yapmaya yarayan dokumacı çıkrığı.
harana (II)
Çok geniş
afalamak (II)
Afallamak.
hot (II)
Çocukların değnekle, kutu, yuvarlak taş ya da aşık büyüklüğünde bir ağaç parçasına vurarak oynadıkları oyun.
naşal (II)
Kör.
müsendere
Musandıra.
hansı
Hangisi?
nenni
Ninni.
mücrüm
İnmeli.
nalet
Lanet.
lohul
Lokum.
dıñırgamak
Dikkatle dinlemek, gizlice dinlemek, kulak vermek.
hımsımak
Bayatlamak, ekşimek, kokmak (yemek için).
cembere
Özellikle sığırlarda ve develerde olan soğuk algınlığı hastalığı.
hezan (I)
Toprak evlerde kirişin üzerine dikine konulan ağaç.
eğimli
Hünerli, istidatlı, kabiliyetli.
cıvar
Tarlalara su dağıtan bekçi.
ney (I)
Ne.
hondaz
Kabasaba, biçimsiz (kimse): Bırak şu hondazı.
efin
Ardıç meyvesi.
efilti (II)
Serin serin esen rüzgâr.
hedeme (I)
Evlenmelerde kız tarafının erkek tarafından aldığı para, armağan: Kızın hedemesine kaç lira verdiniz?
heldir heldir
Düzensiz bir biçimde, sallanarak yürümeyi anlatır.
hazal
Kuruyup dökülen ağaç yaprağı.
barış
Götürü, kabala, toptan.
mırlaşmak
Tartışmak, ağız kavgası etmek.
alkarısı
Loğusa ve yeni doğmuş bebeklere musallat olarak onları boğduğu sanılan ve samanlıkta dolaşarak atların yelesini ördüğüne inanılan görüntü.
kirtikli (I)
Kenarı tırtıklı (kap için).
cırt (II)
Kümes hayvanları ve kuş gübresi.
hanuk
Hazıra konan, tembel.
meşik (II)
Ekin çuvalı.
hamazlamak (I)
Söz getirip götürmek, dedikodu etmek.
yuhu
’ Uyku
ebrim ebrim (I)
Büklüm büklüm.