Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 140/159 · üyeye göre sıralı
lâdes
İnce tülbent.
lagat
Danaburnu böceği.
lağır luğur etmek
Konuşur gibi yaparak anlamsız ses çıkarmak: Lagur luğur edip duruyor, ne gonuştuğunu kimse anlamıyor.
lağvet geçmek
Birisini alaya almak.
lâhat (I)
Su arkı.
lahdalanmak
Katılaşmak, pıhtılaşmak: Elimi kestim, gan lahdalandı.
lahdere
İlkel durumdaki keten ve kendirin kullanılacak duruma gelmesi için işlem gördüğü su çukuru.
küfü
Korkunç, kocamış.
küddüş
Becerikli.
ürpemek
] Birden korku, tiksinti duymak, ürpermek. (
lalıkga
Sözcükleri doğru dürüst söyleyemeyen.
lamba borusu
Lamba şişesi.
kuyıs
Çığlık, nara.
langada
Çabucak: Tepenin öte yüzüne langada aştı.
kuvarı (II)
Olmamış incir.
ürüsüm
Gelenek, görenek, töre.
lapistik
Yassı, kırılmadan ezilmiş, yassılaşmış: Kutunun üzerine ayağımı basınca lapistik oldu.
laplabına
Yüzeyleri düzgün olan iki şeyin aralık bırakmadan birbirine değmesini anlatır: Kütükleri birbirine laplabma çattılar.
larpbacak
Birdenbire
kuşgömü
Sığırların omurgasından çıkarılan pastırmalık, yağsız et.
kuskunu kopmak (I)
Bir işi bitirmek için çok emek vermek, güçlükle başarmak.
lavgar (III)
Alay, küçümseme.
laydar
Ot ve ekin saplarının düşmemesi için arabanın yanlarına konulan parmaklık biçiminde özel kapak.
lehre
Üstüne tepsi koymaya yarayan, açılır kapanır ayakları olan bir araç: Lehreyi getir kız, yemek yiyeceğuk.
lekle
Yalan: Lekle söyledim.
lençaya almak
Sorguya çekmek, azarlayıp hırpalamak.
kuraşık
Bulaşık.
lepeç (II)
Islak, ıslanmış.
kupliça
Hıçkırık.
lepiyh
Yapı işlerinde kullanılan, toprağın altından çıkarılmış, ince tabaka biçimindeki taş.
lesbi
Killi, çorak toprak.
leşgarın
Çok yemekten karnı büyümüş kimse.
üsgüf
] Yüksek. (
lıvır (II)
Ezik, ezilmiş
kulu (II)
Kedi yavrusu.
limbek
Aptal.
lipik atmak
Oyunda sayı üstünlüğü kazanmak.
kulfal
Mor zambak.
lopadak
Lop diye
losdar
Saman aktarmakta kullanılan beş dişli, büyük tahta yaba.
lömbürdemek (I)
Su ya da başka bir sıvı üstündeki cisimcik, sıvının çalkalan-masıyla sallanmak.
köydür
Uzun floş eteklik.
lukur lukur
Lıkır lıkır
lübü lübü
Tavuk çağırma ünlemi.
kövüyh
Köpük.
köşelemeç
Köşelemesine, köşesine doğru.
maacik
Çocuk dilinde koyun ve keçi yavrusu.
mabcı
Oyunda kale olarak kullanılan yuvarlak çizilmiş yer.
maçır maçır
Ağzı şapırdatarak yemek yeme ya da sakız çiğnemek için.
maç maç (II)
Manda kovalama ünlemi.
üslük (II)
] Kağnı arabalarının üst bölümü. (
mağırsık
Yanarken tüten mangal kömürü, marsık.
mağsır
Bez dokuyanların çıkrıkla ip sardıkları parmak kalınlığında kamış, masura.
maldar
Medrese hocası, din hocası.
mamıh
Kedi yavrusu.
kömürtlek (II)
Bir çeşit kara üzüm.
mançer
Aşısız, yabanıl kiraz ağacı ve meyvesi.
köfrek
Kendir sapı.
markap
Burnu kıvrık, arkası basılarak giyilen ayakkabı, yemeni.
maşafa
Su tası.