Eşanlamlılar
Türkiye Türkçesi ağızlarında aynı kavramı farklı yörelerde farklı sözcüklerlekarşılayan eşanlamlı grupları. Her grupta bir kanonik (sözlüğün gönderim hedefi) sözcük ve ona yönlendirilen yerel/varyant adlandırmalar bulunur.
Eşanlamlı arama
En büyük eşanlamlı gruplar
9.505 grup · sayfa 141/159 · üyeye göre sıralı
matan (III)
Kadının dişilik organı.
korzeval
Sabanın ok kısmına açılan delik.
mavraşkıl
Kefale benzer, yassı, pullu bir çeşit balık.
korsümbül
NULL
arnık
Yağmur yağdıktan sonra nemlenen, gevşeyen toprağın durumu.
mazılım
Kış üzümü.
meçük (III)
Kedi.
arkalayı
Kendi yokken, gıyaben, arkasından.
medeklik
Dişi manda sürüsü.
korkalamak
Korkmak, korkuya kapılmak.
konursu
Taze açılan yaranın kanını dindirmek için üzerine konulan yanmış paçavra külü.
konkurlamak
Çok ihtiyarlamak: Ali dayı konkurlamış gayri.
meik
Mekik, masura.
kongaz
Salyangoz.
melike
Kırmızı renkli, güzel kokulu bir çeşit üzüm.
melyet
Değer: Bir sepet otun melyeti nedir.
mende
NULL
menderiç
Evin önünde set biçimindeki bahçe.
koloman
Pekmez konan büyük küp.
menisi bozuk
Soysuz, kötü yaradılışlı.
kodikçi
Yontulmuş tomruklar yapıp taşıyan kimse.
merdim (I)
Biraz sert: Merdim tütün.
meris
Bağları, bahçeleri birbirinden ayıran toprak sınır, hendek.
ulgulamak
] iri, aralıklı dikmek. (
nağa
] Nasıl, ne biçim? (
nahuneci
] Çıkarcı, fırsatçı. (
zırto (I)
Kayısı kurusu.
namız
] Kümes hayvanlarında mahmuz. (
namikör
] iyilik bilmez. (
dabsak
]: Aç gözlü, doymaz. (
çüş
Yürüyen hayvanın durması için kullanılan ünlem.
çuğullamak (I)
Ara bozmak.
ne biyim
] Ne bileyim. (
necik
] Ne ? Adın necik ? (
nedek
] Ne yapalım, ne edelim? (
çövmek
] Dikine uzanmak. (
ney
] Ne? (
nezik
] İnce, duygulu. (
nişedir
] özür, kusur. (
umgu
Umut.
çötre
Sapsız küçük sepet.
nor
Lor, bir çeşit peynir. (
çiyan
Kızak.
nünük (II)
Gırtlak çıkıntısı.
çiğirtme
] Açılarak yağda kızartılan hamur. (
ocak gaşı
] Ocak üstündeki sergen vb-yerler, (
oğarmak
] Onarmak. (
oğendere
] Üvendire. (
oğrak (II)
inanışa göre cin, peri çarpması. (
oğrun
] Gizli. (
oğundurmak
] Ovuşturmak, ovalamak: Hamamda beni eyce oğundurdu. (
oğurlamah, oğurlamak (I)
] Çalmak, gizlice almak. (
oğuş
] Bereketli, çok: Bu yıl mahsulat oğuş oldu. (
çiğin
] Omuz. (
zırt getmek
] Ters davranmak, zıt gitmek. (
döğülcek (I)
[-> döğülcük I) -2]
ohumuşluh
] öğrenim, okur yazarlık. (
zırtalmak
Kavgada meydan okumak, kabarmak.
umultmak
Sakızı ağızda yumuşatmak, çiğnenecek duruma getirmek. (
oku
Armağan. (